Mimar Sinan’ın Çıraklık Eseri; Şehzade Camii

74. Sayı Kültür Mekân Tarih

Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1543 yılında 22 yaşında vefat eden en sevdiği şehzâdesi Mehmed adına yaptırılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman’ın ve Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak devrinin büyük mimarı Mimar Sinan, Şehzâde Camii ve külliyesini 1543-1548 tarihleri arasında tamamlamıştır.

Koca Sinan daha sonraları yaptığı bir değerlendirmede “Şehzâde Camii çıraklık, Süleymaniye Camii kalfalık, Edirne Selimiye Camii de ustalık eserimdir” diyecektir. İşte Şehzâde Camii, Sinan’ın mimarî dehasındaki ana devirler olan bu üç âbide eserin ilk basamağıdır. Mimar Sinan’ın Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser, sanatının gelişimini gösteren basamaklardır. Bunların ilki Şehzâdebaşı Camii ismiyle de bilinen İstanbul Şehzâde Camii ve külliyesidir.

sehzadebasi-camii-irfan-mektebi-dis.jpg18.42 m’lik kubbesi dört büyük yarım kubbeye yaslanır. Yarım kubbe problemini ilk defa ele aldığı bu camide Mimar Sinan dört yarım kubbeli ideal bir merkezi yapı meydana getirip, Rönesans mimarlarının rüyâsını gerçekleştirmiştir.

Cami kare planlı olup, üstü yarım küre şeklinde bir büyük kubbe ve bunun etrafında dört yarım kubbeyle örtülmüştür. Dört köşede yarım küre, dört de küçük kubbe vardır. Bütün kubbeler, dört büyük fil ayağı üzerine oturmaktadır. Mimar Sinan’ın eserlerinde görülen sadelik ve tezyinat bu camide de görülür.

Şadırvan avlusu 12 sütun üzerine 16 kubbelidir. Şehzâde Camii’nin büyük dış avlusu altı kapılıdır. Caminin cümle kapısı duvarının iki yanındaki ikişer şerefeli çift minaresi yapının en dikkat çeken bölümlerindendir. Koca Sinan’ın bu minarelerdeki tezyinatı emsâlsizdir Diğer cami ve minarelerdeki sadelik burada yoktur. İmaret, medrese, tabhâne ve türbeler cami bahçesinde ve arka sokaktadır.

Dört yarım kubbenin ortasında merkezi bir kubbe tarzında inşa edilen Şehzâdebaşı Camii, daha sonra yapılan bütün camilere örnek teşkil etmiştir. Şehzâdebaşı Camii’ne 54 yaşında başlayan Mimar Sinan, bu eseri 4,5 yılda tamamladı.

Mimarbaşı olarak vücuda getirdiği bu eserinden sonra, çok sayıdaki diğer eserlerini arka arkaya inşa etmeye başladı. Altı ve sekiz köşeli şemalar üzerine oturttuğu kubbelerle, orta büyüklükte olan camileri, İstanbul’un dört bir yanında inşa etti. Bu imar faaliyetiyle söz konusu semtlerde önemli ölçüde bir canlanma meydana geldi.

sehzadebasi-camii-irfan-mektebi-dis.jpgSelçuklu mimarîsiyle beraber, batıdan doğuya birçok yeri görüp eserleri tanıma imkânına sahip olmasına rağmen, yalnızca taklide yönelmedi. Eserlerine, kendine özgü süsleme ve motifleri nakşetti. Gösterdiği mahâretiyle devletin en parlak dönemine yakışır, sanat şaheserleri meydana getirdi.

Üzerinden asırlar geçmesine rağmen eserleri hâlâ dimdik ayaktadır ve görenlerin büyük hayranlığını celbetmektedir.
Şehzâde Mehmed türbesinin içi kubbe eteğine kadar çini kaplıdır. Çinilere sarı zemin üzerine mor, firûze, yeşil, kırmızı ve beyaz renkli bitki ve çiçek desenleri işlenmiştir.

Pencere kemerlerinin içlerinde lacivert zemin üzerine beyaz hatla yazılı panolar, alt ve üst pencereler arasında yine lacivert üzerine beyaz hatla yazılı bir âyet kuşağı yer alır. Kubbenin içi malakari nakışla bezelidir. Şehzâde Mehmed’in sandukası türbenin orta yerinde bulunmaktadır. Sandukanın üzerinde fildişi motiflerle süslü ahşap bir taht konulmuştur.

Şehzâde Mehmed türbesinde kardeşi Şehzâde Cihangir, Hümâşah Sultan ve kimliği bilinmeyen bir hanım yatmaktadır. Şehzâde türbesinin sol tarafında Rüstem Paşa türbesi bulunmaktadır. Diğer şehzâde türbeleri Vefa tarafındadır. Dış avluda, İbrahim Paşa türbesi ile Destari Mustafa Paşa türbesi bulunmaktadır.

[button color=”red” size=”small” link=”http://dergi.irfanmektebi.com/sayi/12/” target=”blank” ]Bu yazı İrfan Mektebi Dergisi’nin Kasım 2007 tarihli 12.sayısında yayınlanmıştır![/button]

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,