Yardım dileme gerçeği-3

66. Sayı

İtikat ve esbab dairesi noktasından ve rububiyet ve ubudiyet alanına göre insanların yaptıklarını ve yaşadıklarını tahlil etmeye çalışacağız.
Yaşayanlardan ve ölenlerden bir şey dilemek veyahut onları şefaatçi yapmanın dinimize göre ölçüsü nasıl olmalıdır?
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَابْتَغُواْ إِلَيهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُواْ فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
“Ey îman edenler, Allah’tan korkun, O’na yaklaşmaya vesile arayın, O’nun yolunda cihad edin ki mutluluğa erebilesiniz.” (Maide, 35)
“Dilimizde bilindiği üzere “vesile”; kendisiyle bir gâyeye ulaşılan, yani yaklaşılan sebep, yaklaşma sebebi demektir. Nitekim Hasen, Mücâhid, Atâ, Abdullah b. Kesir gibi birçok selef tefsircileri vesileyi “yakınlık” diye tefsir etmişlerdir.
Şu halde mânânın özeti “Biz mü’miniz, Allah bizi yalnız îman ile sever deyip de ihmalkâr olmayınız; Allah’tan korkunuz, kötü ahlâktan ve çirkin amelden sakınınız, sonra yalnız korkmak ve sakınmakla da kalmayınız, irâdenizi sarfedip gerekli sebeplere de teşebbüs ediniz, Allah’ın emirlerini yerine getiriniz ve bununla da kalmayınız, Allah’a yaklaşmak için daima vesile arayınız, her fırsattan istifâde ile kendi gönlünüz ve isteğinizle farzlar ve vâcipler dışında güzel işler ve Allah’ın rızasına uygun ameller yaparak kendi tarafınızdan da kendinizi Allah’a sevdirmek isteyiniz, isteyerek, yalvararak çalışınız ve uğraşınız” demektir. Kısaca vesile, lâzımdır. Ve onu bulmak için isteyip aramak ve başvurmak da gereklidir. Çünkü vesilenin vesilesi de îman ve Allah korkusu ile istek ve irâdedir. Ve şu halde vesileden asıl maksat, Allah’a yaklaşma kasdı ve sevme arzusudur. Ve işte bu kast ve niyet ile sebepleri araştırma, güzel ahlâk ve güzel amel gibi Allah’ın rızasına uygun hoş vesileler hazırlamakla kulluk için koşmayı emretmektedir. Ve bunun içindir ki buna, mücâhede emri katılmıştır. Îman, Allah korkusu ile; Allah korkusu, vesileyi aramakla; vesileyi arama da, mücâhede ile tamam olur.” (Elmalı Tefsiri, Maide, 35)
Vesilenin çeşitleri vardır:

A) SÂLİH AMELİ VESİLE YAPMAK
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَعِينُواْ بِالصَّبْرِ وَالصَّلاَةِ “Ey îman edenler! Sabır ve namaz ile (Allah’tan) yardım isteyin!” (Bakara, 153) âyeti ile sâbittir. Sabır ve namaz vesile olabildiği gibi, diğer sâlih ameller de vesile olabilir. Zira bir hadîs-i şerîfte Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, İsrailoğulları’ndan üç kişiden şöyle bahsetmektedir:
“Sizden evvel geçenlerden üç kişi yola çıktılar. Geceyi geçirmek için bir mağaraya girdiler. Derken dağdan bir taş yuvarlandı ve mağaranın ağzını kapattı.
Bunun üzerine şöyle dediler:
“-İyi amellerimizle duâ etmekten başka bizi buradan hiçbir şey kurtaramaz!”
İçlerinden birisi şöyle duâ etti:
“-Allahım! Benim çok ihtiyar annem ve babam vardı. Onlardan evvel ne çocuklarıma ne de hayvanlarıma bir şey yedirip içirmezdim. Günün birinde odun toplamak için uzaklara gitmiştim. Onlar uyuyuncaya kadar dönemedim. Akşam yemeklerini hazırladım; fakat onları uyumuş buldum. Onları uyandırmayı ve onlardan evvel âilece süt içmeyi hoş görmedim. Çanak elimde olduğu hâlde onların uyanmalarını bekledim. Nihâyet gün ağarmaya başladı. Çocuklar ayaklarımın altında açlıktan ağlıyorlardı. Derken, annem ve babam uyandılar ve sütlerini içtiler.
Allahım! Eğer bu işi Sen’in rızan için yapmışsam, bu taştan çektiğimiz belâyı bizden uzaklaştır!”
Bunun üzerine taş bir parça açıldı, lâkin çıkılacak gibi değildi.
İkincisi şöyle yalvardı:
“-İlâhî! Amcamın bir kızı vardı ki onu herkesten ziyâde seviyordum. (Bir rivâyete göre: Bir erkek, bir kadını ne kadar sevebilirse, ben de o kadar seviyordum.) Onunla beraber olmak istedim. Lâkin teklifimi kabûl etmedi. Birkaç sene sonra bir kıtlığa uğrayınca bana başvurdu. Kendisini bana teslim etmesi şartıyla ona yüz dirhem vereceğimi söyledim. (Çâresiz) kabûl etti. Bu sûrette fırsat elverince, (kendisine el uzatacağım sırada o):
«-Allah’tan kork da haksız olarak mührümü bozma!» dedi.
Ben de (Allah’tan korkarak) bu çok sevdiğim kadından (o bana teslim olmak zorunda kaldığı hâlde) uzaklaştım. Verdiğim paraları da ona hibe ettim.
Allahım! Eğer bu işi sırf Sen’in rızanı kazanmak için yapmış isem, içinde bulunduğumuz belâyı üzerimizden gider!”
Mağaranın kapısı bir parça daha açıldı, (ancak) yine çıkılabilecek derecede değildi.
Üçüncü şahıs da şöyle duâ etti:
“-Allahım! Ücretle birkaç amele tuttum ve ücretlerini verdim. Lâkin biri ücretini almadan bıraktı gitti. Onun ücretini ürettim. Onun hesâbına mal çoğaldı. Bir müddet sonra o adam yanıma gelerek:
«-Ücretimi ver!» dedi.
Ben de
«-Şu gördüğün deve, öküz, koyun vs. senin ücretinden üremiştir, al hepsini götür!» dedim.
O da:
«-Ey Allah’ın kulu! Benimle alay etme!» dedi.
«-Seninle alay etmiyorum, hakikati söylüyorum.» dedim.
Bunun üzerine malları aldı ve hepsini sürüp götürdü. Hiçbir şey bırakmadı.
İlâhî! Eğer bunu Sen’in rızan için yapmışsam, içinde bulunduğumuz belâyı üzerimizden defet!”
(Nihâyet) taş, mağaranın ağzından kaydı, onlar da mağaradan çıkarak yollarına devam ettiler.” (Buhârî, Büyû, 98; İcâre, 12; Müslim, Zikir, 100)
B) HAYATTA OLANLARI VESİLE YAPMAK
Hz. Enes anlatıyor: Hz. Ömer (ra), kuraklık ve kıtlık olduğunda -halkla birlikte- yağmur duâsına çıktığı her seferinde Hz. Abbas’ı vesile yapar ve şöyle duâ ederdi:
“Allahım! Biz daha önce Peygamberimizi vesile yaparak Sen’den yağmur istiyorduk ve Sen de bize yağmur veriyordun. Şimdi ise -Peygamberimiz aramızda yok- O’nun amcasını vesile kılarak Sen’den yağmur istiyoruz, ne olur bize yağmur ver.” derdi ve hemen yağmur yağmaya başlardı. (Buharî, İstiska, 3)
İmam Ahmed ve Tirmizî’nin bildirdiğine göre, gözünden muzdarip olan âma bir adam Hz. Peygamber (asm)’e gelerek kendisi için duâ etmesini istedi. Hz. Peygamber (asm); ona “İstersen senin için bunu tehir edeyim ki âhiretin için hayırlı olur (Tirmizî’de: İstersen sabredersin); istersen sana duâ edeceğim.” dedi. Adam, duâ etmesini isteyince, Hz. Peygamber (asm), ona güzelce abdest almasını, sonra iki rekât namaz kılmasını ve ardından da şöyle duâ etmesini emretti “Allahım! Senin rahmet peygamberin olan Muhammed’i vesile kılarak Sen’den istiyor ve Sana yöneliyorum. Yâ Muhammed! Bu ihtiyacımın giderilmesi için Seninle / Seni vesile ederek Rabbime yöneliyorum. Allah’ım! O’nun hakkımdaki şefaatini kabul buyur!” (Tirmizî, Daavat, 119, Müsned, IV/138) Adam – gidip söylenenleri yaptı – dönüp geldiğinde gözleri açılmıştı. (Tuhfetu’l-Ahvezî, ilgili hadisin şerhi)
Cenâb-ı Hakk Habibullah’ın şefaatiyle basiret gözümüzü açsın. İstikamet yolunu görmeyi bizlere nasib eylesin. Âmîn.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,