Batı medeniyetine karşı İslâmi tezler ve Risâle-i Nur

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti yıkıldı ve Osmanlı’nın hâkim olduğu büyük İslâm coğrafyası, batılılar tarafından sömürge haline getirildi. Siyasî hâkimiyetin ardından materyalist batı zihniyeti yaygınlaştı, İslâmiyet aleyhinde fikirler arttı ve halk dinden uzaklaştı(rıldı). Müslüman olmak gericilik, utanılacak bir durum haline gelmeye başladı. Bunun da ötesinde İslâmî değerlere itimadı olmayan, hatta düşman nesiller de ortaya çıktı (Üstad Bedîüzzaman’ın deyimiyle; kurt gövdenin içine girdi).

Osmanlı’nın yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti bir sömürge ülkesi değildi, ama onun hali de diğer İslâm ülkelerinden farklı değildi. Savaş sonrası yapılanma, tamamen batı zihniyetine göre şekillendi; din, toplum hayatından dışlandı.

Fransız oryantalist Louis Massignon’un “Onların her şeyini tahrip ettik. Felsefeleri, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye inanmıyorlar. Derin bir boşluğa düştüler. Anarşi veya intihar için olgun bir hale geldiler” sözü, İslâm Âleminin içine düştüğü vahameti oldukça açık bir şekilde ortaya koyuyor. (Oryantalizm ve Oryantalistler, s.14. Mustafa Sibai, Tercüme ve notlar ilave eden, Mucteba Uğur, Beyan yy. 1993.)

Materyalist batı zihniyetinin, Âlem-i İslâm’da yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan problemlere karşı, Müslümanlar da çözüm arayışlarına giriştiler ve bu yönde bazı hareketler meydana geldi. Batı medeniyetinin tesiriyle veya ona tepki olarak ortaya çıkan hareketleri kısaca üç kısımda inceleyebiliriz: Modernist hareketler, geleneksel hareketler, siyasî hareketler ve Risâle-i Nur. Önce kısaca bunlardan bahsedip, arkasından da Risâle-i Nur’un onlara benzeyen veya benzemeyen yönlerini ortaya koymaya çalışalım.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,