Sinan Çelebi ve Fatih

37. Sayı

Sultan Fâtih bir gün tebdîl-i kıyâfet ederek halkın arasında gezer. Akşama kadar dolaşır. Unkapanı kapısına geldiğinde kale kapısının kapanmış olduğunu görür. Kendinin çıkardığı fermana göre kale kapısı akşam ezanını müteâkib kapanıp sabah ezanı vakti açılmaktadır. Padişah kapının önüne gelir ve kapı muhâfızı Sinan Çelebi ile aralarında şu konuşma geçer:

“Aç şu kapıyı Sinan Çelebi!” “Kimsin sen, bana kapıyı aç diye nasıl emredersin?” “Kim olduğuma ne bakıyorsun, kapıyı aç yeter!” “Nasıl bakmam? Niçin bu zamana kadar dışarıda kaldınız? Dost musunuz, düşman mısınız? Padişahın emrini bilmez misiniz? Ben sana kapıyı açmam. Var git, başının çaresine bak.”

Fâtih bu cevaba güler. Açarsın açmazsın derken nihâyet sonunda Sinan Çelebi “Git, hünkârdan ferman getir. Ancak o zaman içeri girebilirsin!”der.

Padişah artık dayanamaz: “Yahu Sinan Çelebi, Hünkâr benim!” Sinan Çelebi dikkatle bakınca Hünkârı tanır ve kapıyı açarken “A Hünkârım, kendi kanununu kendin niye bozarsın? Madem bozacaksın, böyle kanunu niye koyarsın?” diye söylenir. Fâtih atından iner, ta‘vîzsiz davranışından ve vazîfesine bağlılığından son derece memnun kaldığı Sinan Çelebi’ye “Sen yavuz bir er, merd bir kişiymişsin. Dile benden ne dilersen? der. Sinan Çelebi de “Sultanım!” der, “Hakîkaten istediğimi yapacaksan benim adıma bir câmi‘ yaptırıver. Tâ ki kıyâmete kadar hayır defterim açık kalsın.” Fâtih derhâl onun adına câmi‘ yaptırır.

İşte Osmanlı’nın insanı böyleydi. Dünya ni‘metlerine gark olmak fırsatı önlerine çıktığında bile, topluma fâideli, insanın âhiretine lâzım şeyler isterlerdi. Sadece Allah rızâsına tâlib olurlardı.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,