Niyet hayır, âkıbet hayır

37. Sayı

“Kış mü’minin baharıdır.” buyuruyor Fahri Kâinat Efendimiz (sav). Yaz aylarında gündüzlerin de uzun olmasıyla insanlar daha fazla dünya işleriyle meşgul oluyorlar. Akşamları gündüzün yorgunluğunu ancak atabildiklerinden manevi hizmetlere veya gece ibadetlerine kâmil manada zaman ayıramıyorlar. Kış mevsiminin uzun geceleri ise ilim öğrenmeye, manevi hizmetlerle iştigal etmeye, nafile ibadetleri ifa etmeye daha müsait. Bu dünyaya manevi bir ticaret için gönderildiğimize göre her şeyi ahiret noktasından değerlendirmemiz icap ediyor. Buna göre kış aylarının ahiret ticareti için daha kârlı bir mevsim olması yukarıdaki hadisi tasdik ettiriyor.

Bu günlerde manevi bahar aylarına girmiş bulunuyoruz. Yeni sezonun bereketli geçmesini ve hayırlara vesile olmasını Rabbimizden niyaz edelim. Sezon açılışını güzel hizmetlere kapı açacak niyet ve dualarla yapalım. Zira büyüklerden bize miras kalan güzel uygulama ve güzel düsturlardan biri de budur. Birkaç misali hatırlayalım:

Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Amr bin As (ra) komutasındaki İslâm ordusu Mısır’ı kuşatır. Ancak kuşatmanın üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen Mısır’ın fethi bir türlü gerçekleşmez. Bunun üzerine Amr bin As (ra) Hz. Ömer’e mektup yazarak takviye kuvvet ister. Hz. Ömer cevabî mektubuna şunları yazar:

“Ey Amr! Mısır’ı bugüne kadar alamayışına şaşıyorum. Kanaatim ve tavsiyem şudur:

* Muvaffakiyetsizliğinizin sebebi sizin de düşmanınız gibi dünyayı sevmeye başlamış olmanızdır. Şunu bil ki Cenâb-ı Allah hiçbir topluluğa doğru niyete sahip olmalarından başka bir şeyle yardım etmez.

* Sana yardımcı olarak dört kişi gönderdim. Bunlardan her biri bin kişiye bedeldir.

Mektubumu aldığın vakit bunları orduya tanıt. Bir hutbe vererek askerlerini düşmanları ile esaslı bir şekilde savaşmaya ve niyetlerini düzeltip (sadece Allah rızası için cihat etmeye niyet edip) sabır ve metanet göstermeye teşvik et.

* Onlara emret de bütün ordu tek bir kişi imiş gibi harekete geçsin.

* Cuma günü zevalden sonra taarruz emrini ver. Zira bu saatte Allah tarafından rahmet iner. Bu saat duaların kabul olunduğu bir saattir. Herkes yüksek sesle Allah’a yalvarıp düşmana karşı Allah’tan yardım dilesin.”

Amr bin As (ra) mektupta belirtilenlere aynen riayet etti. Niyetler sağlamlaştırıldı. Topluca yapılan duadan sonra hep birlikte düşmana hücum edildi. Cenab-ı Allah da onlara zafer ihsan etti. (El-Kenz, c.3, s. 151)  

Büyük bir İslâm kahramanı olan Salahaddin-i Eyyubî Hazretleri de her savaştan önce askerlerini toplar ve onlara şöyle niyet ettirirmiş: Bizler Allah için savaşa gidiyoruz. Dünya için savaşmıyoruz. Toprak kazanmak, mal mülk sahibi olmak için savaşmak bizim niyetimizde yoktur. Biz sadece Allah’ın rızasını düşünelim, ona niyet edelim.

Kudüs alınıncaya kadar hiç gülmemiş, Kudüs’ün fethi gerçekleşmeden bir evi olmamış, hayatı çadırlarda geçmiş bir İslâm bahadırıydı O. Allah için çıktığı yolda Allah da ona nice zaferler ihsan etmişti. Kısa zamanda, dağınık Müslüman topluluklarını birleştirerek Mısır, Suriye, Yemen ve Filistin bölgesinde güçlü bir İslâm devleti kurmuş ve Kudüs’ü Haçlılardan alarak adı Hazreti Ömer’le bir anılır olmuştu. Hıristiyanların misilleme olarak düzenledikleri III. Haçlı Seferi’ni etkisiz hale getirmişti.

Asr-ı Saadette ise İslâmiyet’i tercih etmek tonlarca sopa yemek, alev alev yanan çöl sıcağında kızgın kumlarda işkence görmek, dünyaya ait bütün mal varlığını, akrabalarını bırakarak hicret etmek demekti. İslâm’ı yaymak için maddi manevi her fedakârlığı göze almak anlamına geliyordu. Dünyaya ait her şeyini feda eden kişinin dünyevi bir beklentisi olabilir mi? İşte böyle bir ortamda yaşayan sahabe efendilerimiz Allah rızasından başka ne düşünebilir, Allah rızasının dışında neyi murat edip neyi niyet edebilirlerdi ki?

Gelelim asrımıza… Bütün peygamberlerin ümmetlerini fitnelerin dehşetinden korkuttukları ve Allah’a sığındırdıkları bir asırda vazifeyi devralan Bediüzzaman Hazretleri, talebelerini aynı hassasiyete çağırıyor. Hz. Ömer (ra)’ın, Salahaddin-i Eyyubî Hazretlerinin her savaştan önce askerlerine ve komutanlarına yaptıkları telkinatı, Bedîüzzaman Hazretleri de talebelerine yapıyor. Uhrevî hizmetlerin temelini ihlâsın oluşturduğunu belirterek, hizmet rehberi özelliğini taşıyan İhlâs Risalesi’nin en az 15 günde bir defa okunmasını istiyor. Bedîüzzaman Hazretlerinden sonra vazifeyi omuzlayan Husrev Efendi de aynı hassasiyetle, bu risalenin ezber edilmesini tavsiye etmek suretiyle, hizmete ait niyetlerin sürekli ihlâs düsturlarına göre test edilmesini istiyordu.

İşte ihlâsın birinci düsturu: Amelinizde Rızâ-yı İlâhî olmalı. Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer o kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette doğrudan doğruya, yalnız Cenab-ı Hakk’ın rızasını esas maksat yapmak gerektir.

“Niyet, benim kırk senelik ömrümün bir mahsulüdür.” diyen Bedîüzzaman Hazretleri, uhrevî hizmetlerde niyet ve ihlâsın önemini de şöyle ifade ediyor: “…Ve keza, niyette öyle bir hâsiyet vardır ki, seyyiatı hasenata ve hasenatı seyyiata tahvil eder. Demek, niyet bir ruhtur. O ruhun ruhu da ihlâstır. Öyleyse, necat, halâs, ancak ihlâsladır. İşte bu hâsiyete binaendir ki, az bir zamanda çok ameller husule gelir. Buna binaendir ki, az bir ömürde cennet, bütün lezaiz ve mehâsiniyle kazanılır. Ve niyetle insan daimî bir şâkir olur, şükür sevabını kazanır.”

Hizmet-i Kur’ân’iyede bulunanlar, müminin baharı arefesinde yeni hedefler belirlemeli, niyetlerini tekrar gözden geçirmelidir. Zira Allahü Teâlâ, kulunun kalbine bakar. İndi İlahi’deki kıymetimiz niyetlerimize göredir. Hayırlara ve hizmetlere, niyetlerimiz nispetinde vesile olabileceğimiz hatırdan çıkarılmamalıdır. Nice güzel hizmetlere vesile olmak niyet ve duasıyla…

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,