Kubbe-i Hadra’nın gölgesinde

37. Sayı

Konya, Selçuklu Devletinin payitahtı.

Konya, Mevlana emaneti kent.

Mevlana hazretlerinin 802. doğum yılı münasebetiyle, Mevlana Müzesi hakkında okuyucularımıza malumat olsun diye Mevlana Müzesi müdürü Sayın Yusuf BENLİ ile bir mülakat yaptık. Tevafuk o ki Yusuf BENLİ beyin hemşehrim çıkmasıyla, mülakattan ziyade hoş bir sohbet ortamı oluştu.

Yusuf BENLİ, 1962 doğumlu. Selçuk Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi mezunu. Sivas, Akşehir, Konya ve Çanakkale müzelerinde çalışmış. Hem yurtiçi hem de yurt dışında bir çok kazı ve restorasyon çalışmalarına imza atmış. 18 aydan beri de Mevlana Müzesi Müdürlüğü görevinde bulunmakta.

Hocam, tam zamanında geldik galiba. Mevlana Dergahında (Müzesinde) restorasyon var. İlk olarak restorasyon hakkında kısa bir bilgi verir misiz?

2008 yılında hazırlanan restorasyon projesi doğrultusunda 2009’da bu çalışmalara başlandı. İlk etapta, 17 derviş hücresinin bulunduğu 18 kubbeli mimari mekânda çalışmalar yapılmaktadır. Restorasyonun amacı da, mimari yapının orijinal konumuna getirilmesidir.

Mevlana Müzesinin tarihçesi hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Mevlana Müzesi, Selçuklu Devletinde sarayın gül bahçesi iken Sultan Alaeddin Keykubad tarafından Mevlana’nın babası Sultan’ül Ulema Bahaüddin Veled hazretlerine hediye edilir. Bahaüddin Veled 12 Ocak 1231’de vefat ettiğinde buraya defnedilir. Sevenlerinin Mevlana’ya, babasının mezarının üzerine bir türbe yaptırmak istediklerini ancak Mevlana, ‘gök kubbeden daha iyi türbe mi olur’ diyerek bu istekleri reddeder. Mevlana, 17 Aralık 1273’te vefat edince oğlu Sultan Veled, türbe yapılması yönündeki ısrarlı istekleri kabul eder ve 130 bin Selçuklu dirhemi karşılığında 8 sütun üzerine yeşil kubbe (kubbe-i hadra) yaptırılır.

Tekke ve zaviyelerin kaldırılması ile, Mevlevi Dergâhı ve Türbe 1926 yılında ‘Konya Asar-ı Atika Müzesi’ adı altında müzeye dönüştürülür. 1954 yılında ise müzenin teşhir ve tanziminde değişiklikler yapılır ve müzenin adı ‘Mevlana Müzesi’ olarak değiştirilir.

Dergâhın ilginç kapı isimleri var hocam. Bunlar nelerdir?

Mevlana Dergâhı kendi bünyesinde 700 yıllık mimari serüveni olan, özel bir yapılar topluluğudur. Mevlana Müzesinde dört kapı bulunmaktadır.

Dervişlerin girdiği ‘Dervişan Kapısı’ batıda.

Doğuda ‘Pir Kapısı’. Bugün bu kapı Gülbahçe’ye açılmakta.

Çelebiyan Kapısı kuzeyde. Zaman tünelinde çelebilerin girdiği kapıdır.

Ve nihayet sır gibi saklanan, hiç konuşulmayan Hamuşan kapısı güneyde. Hamuşan (susanlar) Kapısı, Üçler Mezarlığı’na açılan kapıdır.

Herhangi bir şehirden kalkıp Konya’ya Mevlana Hazretlerinin kabrini ilk defa görmek için gelecek olan kişilere, bu mekân hakkında ön malumat verebilirsiniz?

Dervişan Kapısından girdiğinizde öncelikle sizi Meydan-ı Şerif karşılar. 1. Selim’in (Yavuz Sultan Selim) yaptırdığı şadırvanın suyuyla serinlersiniz. Sonra sağınızda Neyzenler Mezarlığının taşları size ‘hoş geldiniz’ der. (Şair gibi konuşuyorsunuz diyorum Yusuf Beye. O da: bilgisayarda çalan enstrümantaldendir, diyor ve devam ediyor…)

Huzur-u Pir’e ulaşmak için Bab-ı Şerif’ten geçilir. Tilavet Odasında ‘Ya Hazret-i Mevlana’ levhalar bölümü ile karşılaşırsınız. Gümüş kapıdan geçtikten sonra ‘dahili uşak’ bölümüne varılır. Niyaz Penceresi’nden baktıktan sonra burada ‘post kubbesi’ne ulaşılır. Artık Huzur-u Pirdesiniz. Kubbenin içerisinde ‘Kıbab-ül Aktab’ bölümlerinde Hz. Mevlana’nın soyundan gelen şahsiyetlerin mezarları vardır.

Huzur-u Pir’de karşınızda, Celaleddin-i Rumi ve oğlu Sultan Veled çıkıp örfi sarıklarıyla hoş geldiniz derken Sultan-ül Ulema (âlimlerin sultanı) Bahaüddin Veled sizi selamlar. Bu bölümde gümüş kafes ve merdiven vardır.
Kuzeyde Huzur-u Pir’e açılan alanda semahane ve mescid bölümü bulunur. Orada Divan-ı Kebir, İbtidaname, serpuş, müzik aletleri ve Mesnevi’yi görebilirsiniz. Mescid bölümünde ise ortada Sakal-ı Şerif, kenardaki vitrinlerde 8. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar yazı sanatının ve kitap ciltlerinin örneklerini görebilirsiniz. Ayrıca ‘Tasâvir-i Âl-i Osman’ (Osmanlı padişahlarının resimleri) ve her yüzyıl yeniden yazılan Mesnevi örnekleri bulunmaktadır.

Buradan mescid kapısından çıkarak Matbah (Mutfak) bölümüne geçilir. Matbah, Mevlevilikte önemli bir yeri olup bir yandan aş, diğer yandan canların piştiği yerdir.

Burada derviş olmak isteyen ‘nevniyaz’, nişinde oturur, Kazancı Dede size bakar, Pazarcı maşası belinde bekler ve kurulan sofrada dervişler karınlarını doyururken bir yandan da sema meşki yapılır. Matbah budur!

İlk defa buraya gelmişseniz Matbah’ın ön tarafında Şeb-i Arus Havuzundan bir tas suyu mutlaka içmelisiniz.

Bugün derviş hücrelerinde restorasyon münasebetiyle teşhir ve tanzimi bulunmamaktadır.

Hocam, yılda ortalama kaç kişi Mevlana Müzesini ziyarete geliyor?

Müzemizi geçen sene 2 milyon kişi ziyaret etti.

Yabancı turistlerin teveccühü nasıl peki?

Bu ziyaretçilerin 400 bini farklı farklı ülkelerden gelen ziyaretçiler. (yani günde ortamla 1.000’nin üzerinde yabancı turist)

Ziyarete gelen kafile yada kişilere bir rehber sağlıyor musunuz?

Müze içerisinde 6 ayrı dilde tanıtıcı filmler, plazma televizyonla ziyaretçilerin istifadesine sunulmuş durumda.

Son olarak sizden müzedeki kütüphane hakkında bilgi almak istiyorum.

Dergâhta 45 yıl postnişinlik yapan Mehmed Hemdem Çelebi (1852) tarafından kurulan ‘İhtisas Kütüphanesi’nde yazılı ve matbu birçok kitap bulunmaktadır ve araştırmalara açıktır. Bu güne kadar kitaplarımızla ilgili çeşitli kataloglar da yayınlanmıştır.

Mevlana Dergâhı Müdürü, Yusuf Benli Beye bize zaman ayırmasından dolayı teşekkür ederim.

Mevlana dergâhında sağınızı solunuzu hayretler içerisinde temaşa ederken, sizi alıp maneviyat iklimlerine götüren bir havayı çekersiniz ciğerlerinize. Hamuşan Kapısından ilk adımınızı attığınızda Şair Şem’i de (1783-1839) şu şiiriyle uğurlar sizi;

bu cihân kimseye bâkî değil zıll-ı hayâl
gaflet ile aldanıp meyletme kalb nakkâşına
âkıbet olsan gerektir sen de muhtâc-ı dua
oku birkaç fâtiha bahşeyle din kardaşına

ey birâder bak bana ibret değil miyim sana
Şem’-i nâmım bir nişân oldu mezârım taşına.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,