Câhiliye döneminden Asr-ı Saadet’e

34. Sayı

Peygamberimiz (sav) “Ferid-i kevnü zaman”dır. Yani bütün zaman ve mekânların en büyük şahsiyetidir. Onun büyüklüğünü değişik yönlerden tahlil edip ortaya koymak mümkündür. Fakat maksadım yalnızca onun bu konudaki büyüklüğünü göstermek değil, aynı zamanda onun varisi olan ümmetinin de günümüzdeki modern câhiliyeyi, Asr-ı Saadet’e dönüştürmesi gerektiğine ve peygamberimizin her alanda olduğu gibi, bu alanda da onlara –yani bize- örnek olduğunu hatırlatmaktır.

Bundan 1400 sene önce Peygamberimiz, (sav) şartlar tamamen aleyhinde olduğu halde, tarihin hiçbir devrinde görülmemiş ve hiçbir beşerin de gerçekleştirememiş olduğu bir inkılâbı, çok kısa bir zamanda gerçekleştirdi. Câhiliye dönemini tamamıyla ortadan kaldırıp, Kur’ân ve sünnete göre şekillenmiş, bütün insanlık âlemine örnek, yepyeni bir toplum, (bir ümmet) oluşturdu.

Bir yazar şöyle der: “Hiçbir zaman beşerin ıslahı, Muhammed’in geldiği zamandan, daha zor ve ulaşılmaz değildi. Fakat vefat ettiğinde, geride bıraktığı ıslah ve başarıdan, daha kâmil bir ıslah ve başarı da bilmiyoruz.”
Fransız tarihçi Lamartin de şöyle der: “İnsan dehası için; amacın büyüklüğü, araçların küçüklüğü ve muhteşem sonuçlar; üç kıstas ise tarihte, Muhammed ile mukayese edilebilecek birisini kim gösterebilir.”

Her hangi bir inkılâbı değerlendirirken; inkılâbı yapan şahıs veya şahıslar, o dönemdeki toplum yapısı, inkılâbın hangi alanda olduğu, inkılâbın ne kadar zamanda gerçekleştiği ve inkılâp sonrası sosyal durum, inkılâbın büyüklüğünü bize gösterecek kriterlerdir. Peygamberimizin inkılâbını da bu beş kritere göre değerlendirelim:

1.    İNKILÂBI YAPAN

Doğmadan önce babasını, 6 yaşında annesini, 8 yaşında dedesini kaybeden okuması, yazması olmayan ümmi bir zattır. Kral değil, bir aşiret lideri bile değildir. Davasına başladığı zaman bütün kavminin, hatta amcasının bile şiddetli tepkisiyle karşılaşmıştır. Devlet idaresinde daha önce hiç tecrübesi olmadığı halde, devlet kurmuş ve idare etmiş, başkomutan olarak ordular sevketmiş, ordular idare etmiş, zaferler kazanmış, okuma yazması olmadığı halde mükemmel bir hukuk sistemi tesis etmiş ve bu hukuk yüzyıllar boyunca milyonlarca insanı adilane idare etmiştir. Vefat ederken teori ve pratiğiyle tamamlanmış bir din ve bu dine kendilerini adamış, insanlık âlemine öncülük edecek bir millet (ümmet) bırakmıştır.

Bu özellikleriyle peygamberimiz dünyada tektir.

2.    MUHATAPLAR:  

Normal bir insanı ıslah etmek ayrı, cani ruhlu insanları ıslah etmek, eğitmek daha farklıdır. Ayrıca bir insanı ıslah etmek ayrı, ıslah ettiğiniz insanı veli yapmak, kemalatın en yükseğine çıkarmak ayrı bir şeydir.

Peygamberimiz (sav) çocuklarını bile acımadan öldürecek kadar vahşi, kendi aralarında birbirleriyle devamlı harbeden, her türlü ahlaksızlığı yapan, gelenek ve göreneklerine aşırı derecede bağlı katı kalpli insanlarla karşı karşıyaydı. Peygamberimiz (sav) bu insanların kötü adet ve ahlaklarını kaldırmakla kalmadı, onları veliliğin en yüksek derecesine çıkardı. Putlara tapan insanları, gece namaz kılan, gündüz oruç tutan dindarlara, çocuklarını acımadan öldüren insanları, karıncaya bile ayak basamayacak kadar şefkatli insanlar haline dönüştürdü. Üstelik onlar peygamberimizden aldıkları terbiyeyle, daha önce bilgisiz, görgüsüz, cahiller iken,  bütün insanlık âlemine ilim öğreten, örnek, rehber insanlar haline geldiler, medeni kabul edilen milletlere hakiki medeniyeti öğrettiler.

3.    İNKILÂBIN MUHTEVASI, HANGİ ALANLARDA OLDUĞU

İnkılâpların bir kısmı ilmi alanda, bazıları da sosyal alanda olmuştur. İlmi alanda değişiklik yapan dahiler genellikle bir veya iki alanda inkılâp yapmışlardır. Örneğin Einstein fizik, İbni Sina tıp, Kopernik Astronomi alanında inkılâp yapmıştır.

Sosyal sahada inkılâp yapmak ilmi alanda inkılâp yapmaktan daha zordur. Çocuğunuz sigara tiryakisi ise onu kolayca sigara içmekten alıkoyabilir misiniz? Veya devlet sigaraya savaş açsa, yasaklasa sigara tiryakiliğinin önüne geçebilir mi?

Amerika hükümeti 1920 ile 1933 yılları arasında içki ticaretini ve tüketimini yasaklayan bir kanun çıkardı. 13 yıl boyunca yapılan bütün faaliyetlerden netice alınamadı ve 1933 yılında kongre bu kanunu iptal etmek zorunda kaldı.

Topluma yerleşmiş bir âdeti değiştirmek zordur. Fakat topluma yerleşmiş ve toplum tarafından benimsenmiş –bir değil- pek çok adetleri kaldırmak daha zordur. Peygamberimiz arap toplum hayatının her alanında bir inkılâp gerçekleştirmiştir. Puta tapma, fuhuş, içki, kumar, hırsızlık, çocukları diri diri toprağa gömmek, kabileler arası savaş onlardan sadece en meşhurlarıdır.

4.    ZAMAN

Peygamberimizin inkılâbındaki harikuladeliğin bir yönü de bu inkılâbın 23 sene gibi kısa bir zamanda gerçekleşmesidir.

İnsanlık âleminde inkılâp yapan pek çok fikirler, ideolojiler ancak uzun bir zaman içinde topluma mal olabilmişlerdir. Kopernik dünyanın yuvarlak olduğunu söyledikten ancak 300 sene sonra Avrupa’da bu görüş resmen kabul edilmiştir. Sosyalizm Fransız ihtilalinden sonra ortaya çıkmış, ancak 1917’de Rusya’daki ihtilalle devletleşebilmiştir.

Filozof Leibniz “Terbiye işini bana bırakın, size bir asır içinde Avrupa’nın çehresini değiştireyim” der.

Dikkat edilirse Leibniz Avrupa’nın çehresini değiştirmek için bizden hem terbiyenin kendisine bırakılmasını, hem de bir asır beklememizi istiyor. Hâlbuki Peygamberimiz kendisine düşman bir toplumla karşılaşmıştı, fakat bir asır değil, 50 yıl değil, 23 sene içerisinde Arap toplumunu her yönüyle değiştirmişti.

5.    İNKILÂP VE SONRASI:

Atilla, İskender gibi cihangirler büyük devletler kurmuşlar fakat onların vefatıyla imparatorlukları da dağılmıştır.
1917 yılında Rusya’da Bolşevik ihtilali oldu. Lenin döneminde 8 milyon, Stalin döneminde ise 25 milyon insan katledildi. 1991 yılında da Komünizm yıkıldı.

Avrupalı insanlar orta çağı yıkıp, günümüz medeniyetini kurdular. Bu medeniyetin güzel tarafları olmakla beraber, çirkin tarafı daha çok ağır basmaktadır. Batı Medeniyetinin dünyayı istila ettiği 20. yüzyılda 170 milyon insan katledildi. Hiçbir tarihte olmayan iki dünya savaşı oldu. Bu gün batı medeniyetinin iflas ettiğini pek çok düşünür iddia etmektedir.

Peygamberimiz Mekke’yi fethettiğinde yıllarca kendisine eziyet eden, öldürmek isteyen, aleyhinde ordu toplayan müşrikleri affetmişti. Ve onun gerçekleştirdiği inkılâp insanlara huzur ve saadet getirmişti. Onun gerçekleştirdiği inkılâp vefatıyla duraklamadı, tam tersine daha geniş coğrafyalara yayıldı. Bu gün bile bütün dünyada en hızlı yayılan din onun dinidir. Ve komünizm ve kapitalizmin iflas ettiği günümüzde batı medeniyetinin tek alternatifidir.

CÂHİLİYEDEN, ASR-I SAADETE

Peygamberimizin yaptığı her şey sünnet olduğuna göre, onun câhiliye dönemini Asr-ı Saadete dönüştürmesinden nasıl bir ders çıkarmalıyız?

Peygamberimiz’in câhiliye toplumunu Asr-ı Saadete dönüştürmesinden yola çıkarak, ahlaken bozulmuş olmuş toplumları ıslah etmek değiştirmek de sünnettir diyebiliriz.

Câhiliye nedir?

Asr-ı Saadet öncesine bizim câhiliye dönemi deyişimiz, o zamanda bilim ve teknoloji olmadığı için değildir. İnsanların Allah’a şirk koşmasından, fert ve toplum hayatında bütün ahlaksızlıkların, zulmün yaygın olmasından dolayıdır. Bu yönüyle günümüzün de câhiliye döneminden pek farklı olduğu söylenemez.

Günümüzde de bir câhiliye var ve üstelik bu câhiliye eskisinden daha çetin.

Câhiliye döneminde puta tapanlar vardı, günümüzde ise Allah’ı inkâr edenler, tabiata tapanlar, paraya tapanlar, makama mevkiye tapanlar, kadına tapanlar var.

O zaman ahlaksızlık ve fuhuş yaygındı, günümüzde de yaygın. Hatta câhiliye döneminde olmayan teknoloji, ahlaksızlık ve fuhşu bu gün daha yaygın hale getirmiştir.

Câhiliye döneminde çocuklar diri diri toprağa gömülüyordu. Günümüzde de kürtaj var. Modern aletlerle çocuklar alınıp çöp kutularına atılıyor.

İçki o zamanlar yaygındı, günümüzde de yaygın.

Hırsızlık, adam öldürme, kumar, faiz o zaman gibi bu zamanda da var.

Velhasıl; o günlerle, bu günleri kıyasladığımız zaman, arada pek farkın olmadığını görüyoruz.

Bu günkü câhiliyenin Asr-ı Saadete dönüşmesi için, peygamberimizin yeniden gelmesi mi gerekiyor? Eğer bu mümkün olsaydı, geçmişte yaptığını günümüzde de mutlaka yapardı.

Ama o gelmeyeceğine göre ne olacak?

Ya hoşumaza gitmese de câhiliye içinde olup bitenleri seyrederek yaşayacağız. Ve her geçen gün durumumuz daha da kötüleşecek. Yahut peygamberimizi örnek alıp, onu modelleyip câhiliyeye karşı, yeniden Asr-ı Saadeti inşa etmenin mücadelesini vereceğiz. Böylelikle dünyamızı da ahiretimizi de kurtaracağız.

Toplumdaki ahlaksızlıkla mücadele edip, halkı ıslah etmek zaten Kur’ân ve sünnetin bize bir emridir. Kur’ân’ı Kerim’de Cenab-ı Hak “Sizler insanlık âlemi için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. Sizler (insanlara) iyiliği emreder, kötülükten de nehyedersiniz.” buyrulmuştur.

Bu âyet sahabeleri bize örnek gösterirken, bizim de bütün insanlık âlemine model, örnek olmamızı ima etmektedir. Ama örnek olmanın en mühim şartı iyiliği emir, kötülükten nehyetmektir.  

Peygamberimiz (sav) “Sizden kim (dinimize uymayan) bir münker görürse (seyirci kalmayıp) onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf mertebesidir.”

CÂHİLİYE TOPLUMUNU ASR-I SAADETE NASIL DÖNÜŞTÜRÜRÜZ?

Toplumu ıslah etmek Kur’ân ve sünnetin emri olduğuna, hatta bizatihi sünnet olduğuna göre, biz Müslümanlarında günümüzde ahlakı bozulmuş toplumu ıslah etmek bir vazifemizdir. Fakat bunu nasıl yapacağız?
Başarılı olma yollarından biri, başarılı insanları modellemek, taklid etmektir. Peygamberimiz câhiliye dönemi insanlarını 23 sene gibi kısa bir zamanda ıslah ettiğine, bu alanda başarılı olduğuna göre, bu alanda Peygamberimizi modellemek, bizi de başarıya götürecektir. Zaten Kur’ân onu bize “Üsve-i Hasene” (en güzel örnek) olarak takdim eder ve ona tabi olmayı bize emreder.

Peygamberimizi modelleme cihetinde İslami kaynaklar oldukça zengindir. Dünya tarihinde hiçbir beşere nasib olmayacak derecede, Peygamberimizin hayatı bütün teferruatıyla kaydedilmiştir. Onun hayatını, şahsiyetini, karakterini inceleyip her alanda ona benzemeye ve yaptığı şeylerin bir benzerini yapmaya çalışırsak, her ne kadar onun gibi olamaz isek de, takatimiz nisbetinde ona yaklaşabilir ve onun yaptığının küçük çapta bir benzerini –Allah’ın izin verdiği ölçüde – gerçekleştirebiliriz.

Eğitimciler sorun çözme konusunda üç unsurdan bahsederler: Olan, Olması gereken ve Olanı olması gereken hale dönüştürme faaliyeti.

Câhiliye peygamberimizin muhatap olduğu durumdu. Olması gereken ise Asr-ı Saadetti. Ve peygamberimiz olanı, olması gereken hale dönüştürdü. Yani Peygamberimiz (sav) kendi zamanında sorunu çözmüştür.
Câhiliyeye savaş açıp, Asr-ı Saadeti inşa etmenin yolunu peygamberimiz bize göstermiştir. Onun hayatı, kişiliği, ahlakı (yani sünneti) bu işin nasıl yapılacağını ayan beyan göstermektedir.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,