Oku-Yorum

26. Sayı

Zaman kısıtlı bir kaynağımızdır ve hayatımızda hiçbir şekilde yenilenemeyecek bir kaynaktır. Bir gün, ya da yıl içinde kullanabileceğiniz zaman miktarını, para tasarrufu, eleman istihdamı gibi diğer kaynaklarda yapabileceğimiz gibi arttıramayız.

Zamanımızı yönetemediğimiz sürece başka hiçbir şeyi yönetemeyiz. Zamanı yönetmek faaliyetlerimizin temelidir. Zamanı verimli kullanmayı, pratik ve sürekli çabayla iyileştirmemiz mümkündür.Kış mevsiminde gündüzlerin kısa olup çabucak geçtiği, gecelerin ise uzun olup kendine zaman ayıramamaktan yakınanlar için büyük fırsatlar sunuyor. Akşam 19:00 a kadar akşam yemeği ve yatsı namazının eda edilmesi bir çoğumuz için mümkün.

Düşünmek, yaradılışta bizlere ihsan edilmiş en büyük nimet. İlk çağlarda insanlar konakladıkları yerde veya toplu halde yaşadıkları ilk komünlerde duygularını, düşüncelerini, emellerini yaktıkları ateş etrafında toplanarak paylaşıyorlardı. Ateşin ışığından ve ısısından istifade ediyorlar,  hayat şartlarının içlerine saldığı zayıflık ve yalnızlık duygusunu bertaraf ediyor, beraberliğin kattığı güven duygusu, yarınları için ümit kaynağı oluyordu.

Dini ve örfi manada aile ve komşuluk münasebetlerinde eski çağlarda birlikte yaşamak ve ortak değerlerin paylaşımında sadece araç gereçlerin farklılaştığını fark ediyoruz.

Herkes tarafından malumdur ki TV, internet, mobil telefon ve mobil iletişim ve eğlence araçları münferit yaşanan hayat tarzlarının benimsenmesini özendiriyor.

İrfan Mektebi sütunlarında sizlerle paylaşmak istediğim şu canım kış gecelerinin çok daha verimli geçmesi için nazarlarınızı, sıhhat nimetinden sonraki en değerli nimet olan boş vakitlerimizi daha fazla OKUYARAK verimli kılınması arzusudur.

Okumak hem de aile efradı ve komşular, yakın dostlarımız ile birlikte okumak hepimizin, faydasına %100 rey verdiğimiz okumak.

Şu an bildiklerinizin  % kaçını okuyarak veya okuyanı dinleyerek öğrendiniz?

Şu an bilmek istediklerinizin  % kaçını okuyarak veya okuyanı dinleyerek öğrenebilirsiniz?

Mutlak okuyarak öğreneceklerin dahi okumayı ihmal ettiklerini veya değerini henüz idrak etmediklerini bir eğitim sendikasının yaptırdığı anketten öğrendim:

Ankete 18-30 yaş arası 1.831 genç katılırken, bu gençlerin yüzde 67.2`si ortaöğretim, yüzde 22.7`si üniversite, yüzde 4,3`ü yüksek lisans mezunu, yüzde 5,8`i ise okur yazar.

Ankete göre, gençliğin yüzde 11.2`si düzenli olarak kitap okurken yüzde 17.4`ü aralıklarla, yüzde 63.9`u ise düzensiz olarak ara sıra kitap okuyor. Gençler, kitap okumalarına engel olarak ise iş yoğunluğu, dersler ve televizyonu gösteriyor.

Bu anket gençlerle yapılmış, yeni bir anket yapılarak hayatını kazanırken okumak zorunda olmayanlara sorulsa sonuçlar sanırım çok daha iç karartıcı çıkacaktır.

Okumaya olan iştahsızlığa kendi ruh halimize göre sebepler tanımlayıp okumamaya bahane gösteriyor olabilirsiniz. Bu nedenle uzmanların okuma engelleri ve İdeal okuma için tavsiyelerini sizlere aktarmak istiyorum.

Okuma Engellerimiz;

Okumaya engel teşkil eden sebepleri 5 ayrı başlıkta toplayabiliriz. Ne kadar problem bir araya gelirse okumak o kadar zor oluyor.

Çevre, fizyoloji, psikoloji, okuma tarzı, okunan kitaptan kaynaklanan problemler olarak isimlendirebiliriz.

Okuma ortamını iyi okuduğunuz ortamdaki gibi düzenleyin, gürültü ve aydınlatmayı kontrol edin.

Unutkanlıktan, yorgunluktan, soğuk ve sıcağın etkisinden, bedensel rahatsızlıklardan şikâyetçi olmadığınız anlarda okumayı tercih edin.

Okuduğunuzu anlama kaygısı, dikkat ve odaklanma problemi, okurken geri dönüşler yapmak,  gerginlik, zihnen dağınıklık, erteleme alışkanlığı, isteksizlik, dalgınlık, ilgi eksikliği, okurken hayal kurmak, uykunun gelmesi, metin üzerinde oyalanmak okuma motivasyonunu düşürür.

Okurken içten seslendirmek, okurken gözün yorulması, okurken kelime kelime okuma, dudak kıpırdatma, plansız okuma, ritim eksikliği, okuma hızı ile anlama ilişkilerini kuramama kötü okuma tarzı örnekleridir.

Okunacak kitabın baskı kalitesi olarak iyi hazırlanmış olması önemlidir. Anlaşılmaz dil, yazarın akıcı üslup kullanmaması okumayı zorlaştıran faktörlerdendir.

İdeal Okuma; okuyucunun okuma amacını belirleyebilmesi ile başlar. Kendinize şu soruları sorun:

Bunu niçin okuyorum?

Bu okuma ile ulaşmak istediğim sonuç ne olmalıdır?

Okuyunca neyi öğrenmiş (hatırlamış) olmalıyım?

Okuyacağınız metnin türünü, açık okuma hedefinizi, amacınıza uygun okuma stilinizi ve hızınızı seçerek ideal okuma stratejinizi belirleyebilirsiniz.

Birlik olmaya, beraberce öğrenmeye, birbirimizle hem hâl olmaya, birbirimizin boyasıyla boyanmaya ihtiyacımız fıtraten var. İlk çağlarda olduğu gibi şimdi de birlikte öğrenmeye, sınırlarımızı birlikte genişletmeye ihtiyacımız var.

İşte ilk çağlardaki aileyi, kabileyi, hatta kabileleri etrafında toplayan kamp ateşinin ve bilge kişinin yerinde, şimdi dünyanın birçok yerinde ev ve toplantı salonlarında okunan çok değerli eserlerimiz, ilkel kabilelerin kamp ateşinden daha parlak, o kamp ateşinden sıcaklığı daha tesirli, ruhumuzun derinliklerine tesir eden kaynaklarımız var. Teşbihinden çok tesir aldığım Eyüp (as) ve Yunus (as) kıssalarında izah edilen kalp ve akıl uyanıklığına çok ihtiyacımız var.

Madem her an her şey değişiyor ve madem hadiste “İki günü bir olanın zararda” olduğu bildirilmiş. Öyleyse, Allah’ın (cc) (“OKU”) emrini hatırlayarak okuma azim ve kararlılığımızı sürekli arttırmalıyız.

Ben okumayı tercih ediyorum, okuyorum.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,