Mâ-i Zemzem

25. Sayı

İbn-i Abbas dedi ki:

“Ben Resûlullah’a (sav) içmesi için Zemzem suyu verdim, o da Zemzemi ayakta içti.” (Sahîh-i Buharî, 1232, 5617)

“Eğer bunun Hac farizasından bir parça olmasından çekinmeseydim, size kuyudan iple su çekmek için  yardım ederdim.” (Sahih-i Buharî, 1234; İbni Huzeyme, 29426)

“İnsanlar için en iyi kuyu Zemzem, en iyi vadi Mekke Vadisi ve Hindistan’da Âdem’in gömülü olduğu vadidir.” (Sa’d İbn-i Mansur, Kitâb-ı Sünen)

“Zemzem suyu ne için içilirse ona yarar.”

(Sünen-i İbn-i Mâce)

İbn-i Abbas ne zaman kendisini zayıf hissetti ise kendisini Zemzem içerek kuvvetlendirmeye bakardı ve asla misafirlerine Zemzem ikram etmeden yiyecek vermezdi.

Hepimizin ya doğrudan kaynağına giderek, ya da tanıdıklarımızın Hacc veya Umre dönüşünde, ziyâretlerine gittiğimizde içmek şerefine nâil olduğumuz Kur’ân Tilâveti gibi lezzetli bu mâ-i Zemzem, İslâm’ın her mukaddesinde olduğu gibi, birçok hârikalar ve ikrâmlarla dolu. Gerek ortaya çıkışı, gerek dünyanın en kurak mahallerinden birinde bu kadar mükemmel bir suyun hiç kesilmeden ve her sene artarak milyonlarca insanın içme suyu ihtiyâcını karşılaması ve gerekse de aç olanın açlığını gidermesi gibi hârikalarıyla bizlere ne kadar büyük bir ikrâm-ı İlâhî olduğunu gösteriyor.

Zemzem, yaklaşık 4000 sene önce Cenâb-ı Hakk’ın, Hz. Hacer ve İsmâil Aleyhisselâm’a bir lütfu olarak ortaya çıkmıştır. Ve günümüzde de hâlâ ehl-i îmânı maddî ve manevî olarak doyurmaya devam etmektedir.

ZEMZEMİN ORTAYA ÇIKIŞI

Cenâb-ı Hakk, İbrâhim Aleyhisselâm’a Hz. Hacer’le İsmâil Aleyhisselâm’ı, Mekke-i Mükerreme’ye götürmesini vahyettiğinde, İbrâhim Aleyhisselâm, emri yerine getirmek için binek olarak gönderilen Burak’a biner. İsmâil Aleyhisselâm’ı önüne, Hz. Hacer’i de terkisine bindirir.

Bu seyâhatte, Cebrâil Aleyhisselâm da yanlarında bulunuyor, İbrâhim Aleyhisselâm’a Beytullâh’ın yerini ve Harem’in sınırlarını gösteriyordur. Nihâyet Mekke’nin bulunduğu yere gelirler.

Cebrâil Aleyhisselâm:

“İn yâ İbrâhim!” der.

Mekke o zaman küçüklü büyüklü dikenli ağaçların bulunduğu çalılık bir yerdir. Mekke’de hiçbir kimse hattâ içecek su bile yoktur.  Kâbe’nin yeri de kırmızı topraklı, kesekli, yerden yüksekçe tümseğimsi bir yerdir. İbrâhim Aleyhisselâm, Hz. Hacer’le İsmâil Aleyhisselâm’ı Mescid-i Haram’ın bulunduğu yerin yukarısındaki büyük bir ağacın yanına bırakır. Yanlarına içi hurma dolu meşin bir dağarcıkla, içi su dolu bir kırba bırakır. Şam’a gitmek üzere oradan izi sıra geri döner.

Hz. Hacer, İbrâhim Aleyhisselâm’ın arkasından seslenir:

“Ey İbrâhim bizi bu ıssız vâdide bırakıp da nereye gidiyorsun?”

Hz. Hacer sözünü tekrârlar ise de İbrâhim Aleyhisselâm ona dönüp bakmaz. Bunun üzerine

Hz. Hacer:

“Yoksa bizi buraya bırakıp gitmeni sana Allâh mı emretti?” diye sorar.

İbrâhim Aleyhisselâm:

“Evet Allâh emretti.” diye cevap verir.

Hz. Hacer:

“Öyle ise Allah bize yeter. O, bizi zâyi etmez, himâyesiz bırakmaz.” dedikten sonra döner.

İbrâhim Aleyhisselâm, Mekke’nin üst tarafındaki Seniye mevkiine kadar ilerledikten sonra, onlar tarafından görülmeyecek bir yerde durup yüzünü, bugün Kâbe’nin bulunduğu tarafa döndürür ve ellerini kaldırır:

“Rabbimiz! Doğrusu ben zürriyetimden bir kısmını (oğlum İsmail ile annesi Hacer’i), senin Beyt-i Haram’ının (Kâbe’nin) yanında, ekinsiz bir vâdiye yerleştirdim; Rabbimiz! Namazı hakkıyla edâ etsinler (sana hakkıyla kulluk etsinler) diye (emrin üzere, böyle yaptım)! Artık (sen) insanlardan bir kısım gönülleri onlara meylettir ve onları mahsûllerden rızıklandır! Umulur ki şükrederler.” (İbrâhîm Sûresi 37. Âyet)

diyerek duâ eder. Sonra da Şam taraflarındaki âilesinin yanına döner. Hz. Hâcer, İsmâîl Aleyhisselâm’ı getirip ağacın gölgesi altına yatırır. Su kırbasını da ağaca asar. İsmail Aleyhisselâm’ı bir yandan emziriyor, bir yandan da kırbadaki sudan içiriyordur. Kırbadaki su tükenince hem kendisi hem de İsmail Aleyhisselâm susarlar. Vakit geçtikçe İsmail Aleyhisselâm acıkmağa da başlar. Bir müddet sonra Hz. Hacer oğlunun açlıktan ve susuzluktan dolayı kıvranmasından şüphelenip, onu ölüyor zanneder ve kendi kendine:

”Bâri uzaklaşayım da, çocuğumun ölümünü görmeyeyim.” der.

İsmâîl Aleyhisselâm’ın elemli hâline daha fazla dayanamayarak Safâ tepeciğine doğru gider. Tepenin üzerinden vadiye doğru bakar. Bir ses işitmek veya bir kimse görmek ümidiyle etrafına bakınır. Fakat ne bir ses işitebilir, ne de bir kimse görebilir. Safâ tepesinden hızla inip vadide entarisinin eteğini topladıktan sonra, müşkül bir işle karşılaşan bir insan azmiyle koşar ve vadiyi geçerek Merve tepesine gelir. Orada da biraz durur, fakat yine kimseyi göremez. Bu şekilde iki tepe arasında yedi defa gidip gelir. İki defa da İsmail Aleyhisselâm’ın yanına uğrar. Son defa Merve tepesinin üzerinde iken Cebrâil Aleyhisselâm görünür ve

Hz. Hacer’e:

“Sen kimsin?” der.

Hz. Hacer:

“Ben İbrâhîm’in buraya bıraktığı zevcesiyim, oradaki ise oğlumdur.” der.

Cebrâil Aleyhisselâm: “İbrâhim sizi kime ısmarladı?” diye sorar.

Hz. Hâcer: “Bizi Allâhü Teâlâ’ya ısmarladı.” der.

Cebrâil Aleyhisselâm: “O, sizi en şerefli, en keremli ve yeterli Rabb’e ısmarlamış!”

der ve ayağının ökçesiyle yeri eşince, su kaynamaya başlar. Hz. Hâcer bu sudan içer ve sütü gelip çocuğunu emzirir.

Zemzem Kuyusu

Dünyanın yaratılışından itibaren hak din ehli için hep en mukaddes yer olan Mekke-i Mükerreme şehri, Arap Yarımadası’nın güneybatısında, İbrahim Vadisi’nin en düşük yükseltili orta yerinde tepeler arasında kurulmuştur. İbrahim Vadisi’nin Mescid-i Haram’ın kuzeyinde bulunan kısmına yüksek yer manasında muallâ, güneyindeki kısmına da alçak yer manasında mesfele denir. Bu vadideki yeraltı suyu muallâdan mesfeleye doğru yerçekimi tesiri ile akarken, ortada bulunan Zemzem kuyusuna uğrayarak Zemzem suyunu meydana getirir.

Zemzem kuyusunun ağzı, Ka’be-i Muazzama’nın köşesinde bulunan Hacer-i Esved taşından yaklaşık 8-10 metre ötede, Makâm-ı İbrahim’den Kâbe’ye bakarken de sol tarafta, döşemenin 1,57 metre altında yer almaktadır. Kuyunun taşlarla örülmüş kısmı yaklaşık 13 metre derinliğe kadar inmektedir. Kuyunun örülmemiş dibi ise yaklaşık 17,20 metre kadar çok az çatlağı olan temel bir kayada biraz meyilli olarak kazılmıştır. Örülmüş ve örülmemiş kuyu kısımları arasına sıkışmış ve takriben 0,50 metre kalınlığında olan bir taşlık kısım vardır ki, bunun kuyu etrafındaki uzantısında Zemzem kuyusuna yeraltı suyunu taşıyan çatlaklar bulunur. Bütün bu hesaplamalardan Zemzem kuyusunun derinliğinin 30 metre civârında olduğu ortaya çıkar.

Zemzem kuyusunu besleyen üç adet ana kaynak vardır:

1.    Hacer-i Esved taşının bulunduğu Kâ’be’nin kuzeydoğu köşesi hizasından gelen sular: Bu diğer kaynaklar arasında en bol su verendir. Bu kaynağın Zemzem kuyusu civârındaki derinliği, yani Hacer-i Esved tarafına doğru uzantısı 45 cm civârında, yüksekliği ise 30 cm’dir. Çatlağın bu boyutlara ulaşmasında insan eli ile genişletilmiş olması ihtimâli yatmaktadır. Bu derinliğin arkasında daha uzaklara uzanan tabi çatlaklar vardır.

2.    Ebu Kubeys Dağı ve Safâ Tepesi hizasına uzanan çatlakların getirdiği sular: Bunun derinliği 7 cm, yüksekliği ise 30 cm kadardır.

3.    Merve tepesi hizasından gelen çatlakların getirdiği sulardır.

Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki; Zemzem kuyusu suyu, aslında sadece bir kaynak değil, birbirinden farklı kaynakların bu kuyuya sularını vermesi netîcesinde ortaya çıkan bir karışımdır. İşte bu sebeple, Zemzem suyunun keyfiyeti, ona yakın olan bütün kuyuların keyfiyetinden farklılık arz eder. Bunun ana sebebi değişik yönlerden gelen suların Zemzem kuyusunda karışmasıdır.

ZEMZEMDEKİ FARKLILIK

Değişik yönlerdeki çatlaklı kayalardan gelen suların Zemzem kuyusunda karışmaları ile Zemzem suyu ortaya çıkar. Zemzem kuyusu, ortaya çıkışından bir müddet sonra ortadan kaybolmasından, Peygamber Efendimiz’in (sav) büyükbabası Abdülmuttalib tarafından tekrâr bulununcaya kadarki zaman diliminde gizli kalmıştır. Peygamber Efendimiz’in (sav) büyükbabası Abdülmuttalib’e rüyâsında yeri ta’rîf edilmiştir. Yoksa rasdgele kazılması hâlinde bu üç değişik yönden gelen çatlakların kesişim noktasındaki Zemzem kuyusunun konumunu bulmak hiç de kolay değildir. Hattâ Mekke-i Mükerreme gibi çöl ikliminin hâkim olduğu bir yerde imkânsız gibidir. Meselâ, Mescid-i Haram’da Zemzem kuyusuna en yakın olan Davudiye kuyusunda böyle bir özellik yoktur.

ZEMZEM SUYUNUN İÇMEYE HAZIR HÂLE GETİRİLMESİ

Zemzem suyunun olabilecek her türlü mikroplardan arındırılarak Hac ve Umreye gelenlere içirilmesi için Hicrî 1400 (1980) senesinde teferruatlı çalışmalar yapılmıştır. Bunun için ultraviyole ışınlarının kullanılması yoluna gidilmiştir. Bu ışınlar alçak basınç altında çok özel camlardan yapılmış lambalar vasıtası ile sağlanır. Zemzem suyunun arılaştırılması kimyevî terkibi hiç değiştirilmeden sadece mor ötesi güneş ışınlarından geçirilerek yapılmaktadır. Işınlar özel bir cam muhâfaza içinde bulunan cıva lambası vasıtası ile üretilmektedir. Böylece Zemzem suyunda bulunması ihtimâl dâhilinde olan mikroplar giderilmiş olur. Bu işlem Zemzem suyu tadında veya yukarıda sayılan diğer özelliklerinde hiçbir değişiklik ortaya çıkarmaz.

ZEMZEMLE ALÂKALI HADÎS-İ ŞERİFLER VE RİVAYETLER

İbn-i Abbas dedi ki: “Ben Resûlullah’a (sav) içmesi için Zemzem suyu verdim, O da Zemzemi ayakta içti.”

(Sahîh-i Buharî, 1232, 5617)

“Eğer bunun Hac farizasından bir parça olmasından çekinmeseydim, size kuyudan iple su çekmek için yardım ederdim.” (Sahih-i Buharî, 1234; İbni Huzeyme, 29426)

“İnsanlar için en iyi kuyu Zemzem, en iyi vadi Mekke Vadisi ve Hindistan’da Âdem’in gömülü olduğu vadidir.” (Sa’d İbn-i Mansur, Kitâb-ı Sünen)

“Zemzem suyu ne için içilirse ona yarar.” (Sünen-i İbn-i Mâce)

Abbas bin Abdülmuttalib: “Zemzem suyunun faydalarından birisi onun mideye ilaç olması ve aç olanın açlığını, susuz olanın da susuzluğunu tatmin etmesidir.” “Kimse Zemzemi midesini dolduruncaya kadar içmemektedir. Ama Allah (cc) onu içenin midesinde bir ilaç kıldı. Kim ki onu susuzluğunda içer, susuzluğu gider, kim ki onu açlığında içerse doymuş gibi tatmin olur.”

İbn-i Abbas ne zaman kendisini zayıf hissetti ise kendisini Zemzem içerek kuvvetlendirmeye bakardı ve asla misafirlerine Zemzem ikram etmeden yiyecek vermezdi.

 

Kur’ân-ı Kerîm ve Muhtasar Meâli, Hayrât Neşriyât
Peygamberler Tarihi, Mustafa Asım Köksal TDV Yayınları
Manevî ve Bilimsel Açıdan Zemzem Suyu, Zekai Şen, Su Vakfı Yayınları
Kısâs-ı Enbiyâ, Ahmed Cevdet Paşa, Kültür Bakanlığı Yayınları
Tıbb’un-Nebevî, İbn-i Kayyim El-Cevziyye, Hikmet Neşriyât

 

Zemzemin Husûsiyetleri

    1. Saftır ve renksizdir.

    2. Kokusuzdur.

    3. Kendisine hâs bir tadı vardır.

    4. Az tuzludur.

    5. İçindeki bütün kimyevî iyon konsantrasyonları Dünya Sağlık Teşkilâtının öngördüğü sınırların altındadır.

    6. Bütün mikroplardan arîdir.

    7. Tadının değişmesi için tabiî hâdiselerin dışında özel bir sebep yoktur.

    8. Bakteri ihtiva etmemektedir.

    9. Sıhhate zararlı bütün unsurlardan ârîdir.

    10. Bulanıklık değildir.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,