Yâ Rab! Rızânı, Cennetini, Cemâlini istiyoruz; müşerref eyle bizi!

23. Sayı

Yâ Rab! Rızânı, Cennetini,Cemâlini istiyoruz; müşerref eyle bizi!


“Vermek istemeseydi Allah, istemeyi de vermezdi” kuşkusuz. Peki, bizler Cennete ne kadar iştiyak duyuyoruz, ne kadar istiyoruz,  ne kadar özlüyoruz?

21. asrın en büyük hayali veya Frenkçe tabirle spekülasyonlarından birisi, “Ölüme çare bulundu-bulunacak!” haberlerinde… Aman ne güzel! Bu haberler kalbimde hiç de inşiraha vesile olmuyor. Ve merak ediyorum; her geçen gün ruhunu ve câzibesini biraz daha yitirmiş dünyaya acaba ne tür kalpler müşteri olacak? Sevgi ve şefkatin öldüğü ölü bir dünyada ölümsüz olmaya hangi vicdan katlanacak? Yeri gelmişken, ölümsüzlük iksirinin peşine düşenlere hatırlatmak gerek: “Sizler zahmet etmeyiniz,  ölümsüz cennet sahiplerini beklemektedir!”

Ölümsüzlüğü istiyoruz şüphesiz. Lâkin ruhlarımızı doyurmayan bu dünyada asla değil!

Gelin, tam da şimdi, ilâhî müjdeye daha çok kulak kabartalım: “De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takvâ sahiplerine vâdedilen ebedîlik cenneti mi? Orası, onlar için bir mükâfat ve (huzura kavuşacakları) bir varış yeridir.” (Furkan, 15)

Hüznün, kederin, ölümün öldürüldüğü bir dünya!

Ebedî Cennet kendisi için hazırlanmışken neden her gün bir şekilde kalbini müteessir eden bu dünyada ölümsüzlüğü arar insan?

Âhirete nispeten yapay ve hakîkatsiz olan dünya lezzetlerine duyduğu iştah ve merakı, hakîkatin ta kendisi olan cennet lezzetlerine niçin duymaz?

İman ettiği halde insana cenneti özlettirmeyen nedir?

Dünya için zilletle sürünürken, dosdoğru yolda neden cennete koşmaz insan?

Kur’ân’a müracaat edelim: “Hayır siz, dünya hayatını seçip üstün tutuyorsunuz. Âhiret ise daha hayırlı ve daha süreklidir.” (A’lâ, 16-17)

CENNET; dilin ifadesiyle, kelimelerin izahıyla, parmakların yazmasıyla anlatılamayacak bir hakîkat. Öyle ki, “Cennet” denilince sözün söyleme gücü tükenir. O mes’ud ve ölümsüz mekânı hakkıyla idrak edebilmemiz ancak gözler görünce, kulaklar işitince mümkün olabilecektir.

Kalemin bu hakîkatteki vazifesine gelince: Cennetin anlatılamayacak kadar güzel olduğuna tercümanlık etmektir. Ve böylece merak etmek ve ettirmek… Asıl diyarı, asıl mekânı, öteleri merakla özlemek ve özlettirmek.

İrfan Mektebi’nin Ekim sayısındaki “Cennet dosyası” sizlere, ruhlarınızın Cenneti ne kadar özlediğini hissettireceğini umuyoruz.

CENNET; nûr-u imanla dünyada numunesini yaşayanların adresidir. Çünkü saadet-i dareyn; “Allah’ın gece-gündüz bize, anbean her vakitte nimetleri çoktur” diyerek şükür içinde her an Rablerinden razı olanlara Sultan-ı Âdil’in hediyesidir.

Bir de değil dünyayı, cenneti de aşmış yüksek ruhlar vardır. “Refik-i A’lâ”yı özleyenler. “Cennet, cennet dedikleri” diyenler. “Marifetullah olduktan sonra, dünya lezzetlerine iştiha olmadığı gibi Cennet’e bile iştiyak kalmaz.” diyenler. Onların, zaten, cennet içlerindedir. 

Gelin dostlar; Mekteb-i İrfan’ın Cennet kokulu sayfalarında seyahat edelim şimdi. Feyziniz ziyade, istifadeniz bol olsun efendim.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,