Şiraze

22. Sayı

(Sevdâ Nöbetinde)

ve sen Şirâze

kalbimin kırmızısı…

nereye baksam siyah

nereye gitsem alaca hicran ve ah

sen Şirâze

kasvetli dağlara bile sulusepken sevda

kirlenmesin diye beyaz çizgilerimiz

Kabe kılmıştın bir mümin kalbini bize

her şey seninle sermest Şirâze

yer ve gökte bir coşku bir neşe

bin yıllık hasretiyle bir yılan telaş içinde

mağarada bir çift güvercin

ve bir örümcek güneşi saklamak için

yaşlı bir rahip yıllarca oniki yaşında

bir çocuğu bekliyordu

bir ‘baba’ açmış ellerini semaya dua ederken

bir ‘kardeş’ kutsal neşidelerle

kanatlanıyordu göklerin göğüne

bir ‘anne’nin en güzel düşü

yıldızlar içinde bir yıldız ve ayın ondördü

bütün aşkların nihayetinde beklenilen

o sendin Şirâze

tek şeritli dünya

gidenler dönmeyecek

sen dönmeyeceksin bir daha

ve dönmeyeceğini bile bile

uzak zamanların son rıhtımında

kimseyi değil

kimsesizliğimi bekleyecektim sensizliğin duldalığında

bir hercai, bir lale ve kırmızı güller

ki Şirâze, baktığım her şeyi sana benzetecektim

sonra nisan coşkusuyla bir pazartesi

bütün maviliklerimle sana geleceksin

oysa sen çoktan çekip gitmiştin aramızdan

son perdeler indi

varlığından yoksun çağın koridorlarında

yokluğun yoksulluk olarak yetti bana

oysa bir Ebu Bekir ağlayacaktı içimde

kabullenmeyecektim gidişini

bir Faruk gibi kükreyecektim

öylesine bir suskuyla değil

Uhud gibi titreyecekti gönlümün hücreleri

bîzar olacaktım

Osman gibi utanacaktım yokluğunun her nefesinde

gök kubbenin altında bir uğultu, bir hengame

ve ben kırıp döktüğüm, yıkıp geçtiğim

gençliğin buyurgan efsunuyla

nedense suskunluğum hep sana

bıraktığın gibi kalamadım, kalamadık Şirâze

en çoğuyla sensizliği hakkettik

ondört asırlık bir özlem tufanında

seninle başlayacaktım herşeye

bir elif gibi akacaktım sana

ve uğruna ölünecek sevdayı

bir Üveys gibi yaşatacaktım içimde

oysa sen, sana ait ne varsa alıp gitmiştim Şirâze

herdem sensizlik çöreklenir üstüme

bir süngü aniden saplanır böğrüme

bir Hamza sessizlinde dilim

kalbim Hayber’de ‘aslan’ pençesi

ve atılmışlığım sevgisizlik çölüne

oysa bütün sürgünlüklerim sana Şirâze

hadi tut ellerimizden bırakma

yeniden bir hurma kütüğü gibi

ağlasın seni kalbimiz

ve yürümek saadet kervanıyla Hira’ya

sen gönül mahzenimde zemzem

sen en güzel söz, naz, niyaz ve berceste

sen Şirâze bulduğum bir kevser

Şirâze sen bir mavera

sana susadı kainat

sana ram kâf ve nûn

Şirâze biz aşk dehlizinde deli divane

biz Şirâze en çoğuyla mecburuz sana.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,