Ehl-i İman Muntazam Bir Ordu Gibi

22. Sayı

Ramazan-ı Şerifte ise, ehl-i iman birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. Sultan-ı Ezelî’nin ziyafetine davet edilmiş bir surette akşama yakın Buyurunuz emrini bekliyorlar gibi bir tavr-ı ubudiyetkâranegöstermeleri, o şefkatli ve haşmetli ve külliyetli rahmaniyete karşı, vüs’atli ve azametli ve intizamlı bir ubudiyetle mukabele ediyorlar. Acaba böyle ulvî ubudiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar insan ismine lâyık mıdırlar?”

 
BEDÎÜZZAMAN HAZRETLERİ (RH)

  RAMAZAN-I ŞERÎF

Evet, Ramazan-ı Şerîf, bu fânî dünyada, fânî ömür içinde ve kısa bir hayatta bâkî (ebedî) bir ömür ve uzun bir hayat-ı bâkiyeyi (sonsuz hayatı) tazammun eder (içine alır), kazandırır.

MEKTUBÂT

   

MANEVÎ FIRSAT AYI

Ramazan ayı müslümanlar için, nasîhatler, ma‘nevî fırsatlar, tevbe ve istiğfâr ayıdır. Bu güzel ayda babalar ve analar tevbe ettikleri gibi çocuklarını da kötülüklerden men‘ edip, iyiliklere sevk etmek için çalışıp didinirler. Bu ma‘nâya şâir Nâbî’nin, oğlu Ebu’l-Hayr Mehmed için yazdığı Hayriyye adlı mesnevîsindeki bölüm çok güzel bir örnektir.

Bî-maraz tâ ola cisminde tüvân

Eyleme fevt-i siyâm-ı ramazan

Savmdır kullarına lûtf-u Hüdâ

Savma bizzât eder Allah cezâ

Savm bir mâide-i rahmettir

Nûrdan sâime bir hil‘attır

(Hasta olmayıp sıhhatte oldukça Ramazan Oruçunu sakın terk eyleme. Oruç, Allah’ın kullarına bir lütfudur. Oruçun karşılığını bizzât Allah verir. Oruç rahmetin sofrasıdır. Oruçlu olan, nûrdan bir elbise giymiştir.)

NEFSİN FİRAVUNLUĞU

Ramazân-ı Şerîfin orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhûm (hakîkî olmayan) rubûbiyetini (rabliğini) kırmak ve aczini göstermekle, ubûdiyetini (kulluğunu) bildirmek cihetindeki hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Nefis, Rabbisini (kendini terbiye eden Allah’ı) tanımak istemiyor, firavunâne (firavun gibi) kendi rubûbiyet (rab olmak) istiyor. Ne kadar azablar çektirilse o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır.

İşte Ramazân-ı Şerîfteki Oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cebhesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir. Abd olduğunu bildirir.

Hadîsin rivâyetlerinde vardır ki, Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: (Ben neyim, sen nesin?) Nefis demiş: “Ben benim, sen sensin.” Azab vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ene ene (ben benim), ente ente (sen sensin).” Hangi nevi‘ (çeşit) azâbı vermiş, enâniyetten (benlikten) vazgeçmemiş. Sonra açlık ile azab vermiş, yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Men ene vemâ ente (Ben neyim sen nesin)?” Nefis demiş: Yani: “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin (çok merhametli Rabbimsin), ben senin âciz bir abdinim (kulunum).”

 MEKTUBÂT

ORUCUN HİKMETLERİ


Ramazân-ı Şerîfin orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhûm (hakîkî olmayan) rubûbiyetini (rabliğini) kırmak ve aczini göstermekle, ubûdiyetini (kulluğunu) bildirmek cihetindeki hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Nefis, Rabbisini (kendini terbiye eden Allah’ı) tanımak istemiyor, firavunâne (firavun gibi) kendi rubûbiyet (rab olmak) istiyor. Ne kadar azablar çektirilse o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır.

İşte Ramazân-ı Şerîfteki Oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cebhesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir. Abd olduğunu bildirir.

Hadîsin rivâyetlerinde vardır ki, Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: (Ben neyim, sen nesin?) Nefis demiş: “Ben benim, sen sensin.” Azab vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ene ene (ben benim), ente ente (sen sensin).” Hangi nevi‘ (çeşit) azâbı vermiş, enâniyetten (benlikten) vazgeçmemiş. Sonra açlık ile azab vermiş, yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Men ene vemâ ente (Ben neyim sen nesin)?” Nefis demiş: Yani: “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin (çok merhametli Rabbimsin), ben senin âciz bir abdinim (kulunum).”

 MEKTUBÂT

KUR’ÂN OKURKEN

İmam Gazâlî Hazretleri, Kur’ân okurken dikkat edilmesi gereken bazı hususları şu şekilde bildirmiştir:

1. TEDEBBÜR: Kur’ân okumaktan gâye nedir, bunu düşünerek ağır ağır okumak.

2. TEFEHHÜM: Kur’ân’ı okurken, anlamaya çalışarak okumak.

3. TAHSİS: Kendisine hitâb edildiğini kabûl ederek okumak.

4. TEESSÜR: Kur’ân’ı okurken, anlatılan şeye göre üzüntü, korku, ümid ve daha başka sıfatlarla müteessir olarak okumak.

5. TERAKKÎ: Kur’ân’ı okurken, kendi ağzından değil, Allah ü Teâlâ’dan dinliyormuş gibi okumak.

6. TEBERRÎ: Kur’ân’ı okurken, Allah’ın büyüklüğü karşısında kendi benlik ve varlığından geçmek ve kendisini hiçe saymaktır.

İHYÂ-YI ULÛMÜ’D-DÎN

İKİ SEVİNÇ

Resûlullah (asm) buyurdular ki: “Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah indinde misk kokusundan daha hoşdur.’’

İBN-İ DEYBE

KADİR GECESİ

Ramazan-ı Şerîf, bu fânî dünyada, fânî ömür içinde ve kısa bir hayatta, bâkî (ebedî) bir ömür ve uzun bir hayat-ı bâkîyeyi (ebedî hayatı) tazammun eder (içine alır), kazandırır. Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semerâtını (meyvelerini) kazandırabilir. Leyle-i Kadir (Kadir Gecesi) ise, nass-ı Kur’ân (Kur’ân’ın kesin haber vermesi) ile bin aydan daha hayırlı olduğu, bu sırra bir hüccet-i kātıadır (kesin bir delildir).

Mektubât

Efendimiz (asm) Hz. Âişe vâlidemize Kadir Gecesi’nde şu duâyı yapmalarını tavsiye buyurdular:

“Ey Rabbim! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, ben günahkâr kulunu da affet!” Dehlevî

Yine buyuruldu ki: “Kadir Gecesi’nin yatsı namazında hazır bulunan, Leyle-i Kadir’den nasîbini almıştır.” Muvattâ

Kadir Gecesi, üç ayların en kıymetli, ma‘nen çok bereketli ve feyizli bir zamanı olduğundan, mü’minlerin gönüllerine tükenmez bir ümid, günahla kararmış kalblere sönmez bir nûr, kurumuş yüreklere bitmez tükenmez bir sevinç ve heyecan kazandırabilir. O yüzden bu geceyi, ölümün küçük kardeşi olan uyku ile öldürmemek lâzımdır.

Elden geldiği kadar Kur’ân-ı Kerîm okuyarak, istiğfâr ve salavâtla meşgul olarak, varsa kazâ namazlarımızı kılarak geçirmek pek büyük bir kârdır. Rabbimiz içinde bulunduğumuz mübârek günler ve hususan Kadir Gecesi hürmetine bizleri, rağbet edilmeye en ziyâde lâyık olan rızâ-yı ilâhîye nâil eylesin! Âmîn.

EY RABBİMİZ!

Yalnız sana kulluk ediyoruz, sadece senden yardım diliyoruz. Bizleri îmândan, Kur’ân’dan, sana varan hak yoldan ayırma.

Ey Rabbimiz! Dünyanın sıkıntılarıyla bunalan ruhlarımızı, işlediğimiz günahlarla kararan kalblerimizi, Kur’ân’ın nûru ile senin ve sevgili Habîbinin aşkıyla temizlemek istiyoruz!

Ey Rabbimiz! Nefislerimize zulmettik, sana isyan ettik, eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan, dünyada da âhirette de kaybedenlerden oluruz Rabbimiz! Bizi hüsrâna uğrayanlardan eyleme, bize cezâ emrini söyleme!

Ey Rabbimiz! Ettiklerimize binlerce tevbeler olsun! Beşer âcizdir şaşar, ayakları doğru yoldan kayar. Hidâyet de istikamet de senin elinde… Bizi dâimâ Hak yolunda tut! Şeytanın kalbimize girip bizi saptırmasına fırsat verme. Kalblerimizi zikrinle ve aşkınla meşgul eyle!

Ey Rabbimiz! Gerçi günahımız çoktur ama; senin rahmetin de her şeyin üzerindedir, her şeyi kuşatmıştır. Bir kulun bütün isyanına rağmen, ellerini sana açtığında, onun günahını affetmemekten utandığını söyleyecek kadar Kerîmsin, Rahîmsin… Günahlarımızı affeyle Yâ Rabbî!…

Ey Rabbimiz! Mülkün sâhibi sensin, dilediğine verir, dilediğinden alırsın, dilediğini azîz, dilediğini zelîl edersin, Sen her şeye kādirsin!

Ey Rabbimiz! Kalblerimizi doğru yola ilettikten sonra bir daha eğriltme!… Sen lutfedensin. Bize dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik ver, bizi cehennem azabından koru!. Bütün müslümanların günahlarını bağışla… Hasta kullarına şifâlar, borçlu kullarına edâlar nasîb eyle!

Ramazan Ayının Fazileti

Yılın en hayırlı ayı, Ramazan ayıdır. Çünkü o Kur’ân Ayıdır. Kur’ân-ı Kerim arz semasına bu ayda inmiştir. Peygamber Efendimiz, ilk vahyi bu ayda alarak Risâlet vazifesine bu ayda başlamıştır.

Bu ayı Cenabı Allah bereketli kılmıştır ve bu ayda işlenen her bir iyiliğe kat kat fazla sevap verilmiştir. Nazil olan Kur’ân hürmetine Allah bu ayı bayram ilan etmiştir adeta. Allah’ın af ve mağfireti, rahmet ve ihsanı bütün inananları içine alır. Her oruç tutan bu sevap kampanyasından faydalanır.

Ramazan ayının kıymetine kıymet katan, bin aydan hayırlı olan “Kadir Gecesi”dir. “Biz onu (Kur’ân-ı Kerimi) kadir gecesinde indirdik” âyetinin ifadesiyle, Kur’ân bu gecede dünya semasına inmiş, daha sonra peyderpey, yirmi üç yıllık bir sürede Peygamberimize vahyedilmiştir. Elbette Kur’ân-ı Kerimin nazil olduğu ayda, Cenabı Hakk’ın kullarına olan rahmet ve merhameti, ihsan ve iltifatı daha fazla olacaktır. Çünkü bu ay manevî bir bayram hükmünde, uhrevi hâsılat elde etmeye çalışan bir insan için en kazançlı bir sevap kampanyasıdır.

İşte Ramazan ayının bereket ve fazileti ile alakalı, Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerinden bazıları:

* Ayların seyyidi Ramazan ayıdır, günlerin seyyidi Cuma günüdür.1

* Ramazan ayı gelince, cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır.2

* Beş vakit namazla Cuma, diğer Cumaya kadar, Ramazan ayı diğer Ramazan ayına kadar, büyük günahlardan kaçınıldığı müddetçe, küçük günahları örter.3

* Ramazan ayı, evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem ateşinden azad olma ayıdır. Bu ayda her kim kölesine kolaylık gösterirse Allah Tealâ da onu mağfiret ve cehennem ateşinden azad eder.4

* Adem oğlunun bütün amellerine karşılık verilecek sevap on mislinden, yedi yüz misline kadar katlanır. Allah Teâlâ buyurur ki, Oruç müstesna! Oruç benim içindir, onun karşılığını ancak ben vereceğim. Oruçlu kişi, nefsani arzularını, yemesini benim için terk eder. Oruçlu kişi için iki türlü ferahlık vardır. Biri iftar anındaki ferahlık, diğeri Rabbine kavuştuğu zamanki ferahlıktır. Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur.5

1- MECMAU’Z ZEVAİD, LLL, 140
2- ET-TERĞİB VET-TERHİB, LL, 97
3- A.G.E.  II, 92
4- ZUHAYLİ, V. İSLÂM FIKHI ANS. C: LLL, S: 114
5- ET-TERĞİB VET-TERHİB, LL, 81
escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,