Osmanlıda Ramazan

Osmanlı saray mutfağından, padişahın özel ikramı olmak üzere, Ramazan boyunca ihtiyaç sahiplerine her gün on beş bin kişilik yemek dağıtılır; yalnızca etli pilav için günde 50 koyun, 4 sığır kesilir; 60 aşçıbaşı, 200 yardımcı yamak, bir o kadar da hizmetli görev yaparmış.  

Padişahın Ramazanın ilk akşamı sadrazamına iftariyelikler ve donatılmış bir sofra göndermesi; 15. gecesinde yeniçeriye baklava ikramı; Kadir gecesine yakın bir akşamda da vezirler ve ileri gelenlerine (bakanlar kurulu ve üst düzey bürokratlar) sadrazamlık makamında iftar vermesi eski teşrifat (protokol) kaidelerindendir.

Bu ayda resmi makamlardan (Maliye Nezareti) yahut yüksek rütbeli memurlardan medreselere, tekkelere, mahallelere, köylere ve fakir fukaraya nevale tedarik ve irsal olunurmuş. (Diş kirası geleneği bunlara istinad eder)

Ramazanın özellikli ekmeği pide, tatlısı da mutlaka güllaçtır. Güllaç eskiden Mevlana ve Silivrikapı’da imal edilir, küfelere bastırılır, küfe gıcırtısına uygun adımlarla Bayezid’e getirilir ve satılırmış. Bazı güllaç toplarının renkli sazlarla bağlanıp elvan elvan kâğıtlara sarılarak bezenmesi ve üzerine de süs aynalar konularak dükkân girişlerine asılması, tatlıcı esnafın en sevdiği reklâm imiş. O devirlerde buna “Ramazan musakkası” derlermiş.

Hz. Ebubekir(ra) Son Sözleri

Hevay-ı nefse uymaktan sakınınız! Hevay-ı neftsen, aç gözlülük ve gazaptan muhafaza olunan insan saadete erer!

Kibir ve gururdan sakınınız! Topraktan yaratılan sonra tekrar toprağa sönüp kurtların yiyeceği, bugün canlı, yarın ölü insanın gururu nedendir ve kimedir?”

Çalışın! Günleri, saatleri kaçırmayın! Mazlumun bedduasından sakının ve kendinizi ölüme hazırlayın.

Sabredin! Zira her işin başı sabırdır. İhtiyatlı olun! Muhakkak faydasını görürsünüz. Çalışın! Ameller karşılığını görecektir. Allahu Teala’nın sizleri uyardığı azabdan sakının. Ve size vaat ettiği rahmetine koşun!

Anlamaya çalışın, anlarsınız. Takvalı olmaya çalışın, olursunuz. Allah, sizden öncekilerin neden helak edildiklerini ve ne ile kurtulduklarını açıkça belirtmiştir.

Padisahların İlginç Yönleri

3.MURAD en büyük ve en uzun divan sahibi olan şairlerdendir. Sultan Muradın ince kumaş zevki, tezhibe olan düşkünlüğü onun ileri derecede bir zevk sahibi olduğunun göstergesidir.

4.MURAD
, büyük bir sporcudur.17. yüzyılın bu büyük mareşali ağır gürz taşır, çok iyi ok atar; fakat bu iri yarı sporcu adamın kendinden beklenemeyecek bir sanatı daha vardır. Güzel yazı yazan, ince sanat sahibi bir hattattır. Şiir ve musiki bilir ve sever.

4.MEHMED
’in avcılığı meşhurdur. Vaktini avda çok geçirmiştir. Av, Osmanlı iktidar ve hayatının bölünmez bir parçası olmuştur; ama padişahın iyi bir avcı olması için iyi bir sporcu olduğu da açıktır.

3.AHMET
büyük bir hattattır.

3.SELİM neredeyse kısmi zamanlı padişahlık yapacak kadar büyük bir bestekârdır.

2. MAHMUT çok orijinal üsluba sahibi bir hattattır. İyi bir müzisyendir.

2.ABDÜLHAMİT HAN İstanbul’da padişah olmasa milyarder olacak derecede ince bir marangoz olduğu, tasarımının yani tersiminin rakipsiz olduğu bilinir.

ABDÜLMECİT HAN, modern bir ressam, daha ileri derecede büyük bir bestekârdır.

ABDÜLAZİZ HAN, iyi bir bestekârdır.

5. MURAT
iyi bir müzisyendir. 

Göremediklerimiz

Bir Alman zoologu nelerden oluştuğunu anlamak için bir serçe yuvasını dağıtmıştı.

Yapı malzemesini sayınca şu sonuçlara ulaştı. Yuvanın yapısında 630 uzun at kılı, 1715 daha kısa kıl, 195 kök parçacığı, bir tül parçası, 3 yonca yaprağı, çeşitli büyüklüklerde 20 çeşit yaprak, 45 iplik ve 35 gr koyunyünü vardı. Bütün bu malzeme hem sağlam, hem de yumuşak olan küçücük bir kuş yuvasında bir araya gelmişti. Sadece 1715 kıl paçalarını toplamak için kim bilir ne kadar çalıştı kuşçuk.

Hiçbir şey göründüğü gibi değil!

Ramazana Dair

• Ramazan-ı Şerifte sevabı-ı a‘mâl bire bindir.

• Ramazan-ı Şerifte, gûyâ âlem-i İslâm (İslâm âlemi) bir mescit hükmüne geçiyor. Öyle bir mescid ki, milyonlarla hafızlar o mescid-i ekberin (en büyük mescidin) kuşelerinde (köşelerinde) o Kur’ân’ı, o hitâb-ı semavîyi (Allah’ın hitabını) arzlılara (dünyadakilere) işittiriyorlar.

• Oruç, çok cihetlerle hakiki vazîfe-i insâniye olan şükrün anahtarı hükmüne geçer.

• Oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar.

• Ramazan-ı Şerif’teki oruç, hakiki ve halis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır.

• Beşerin musibetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün ilâcı oruçtur.

• Şu mübarek Şehr-i Ramazan (Ramazan ayı), Leyle-i Kadr’i (Kadir Gecesini) ihata ettiği (içine aldığı) için, kendisi de ömür içinde bir leyle-i kadirdir ki, muvaffak olanın ömrüne bin ömür katar. Dakikası bir gündür. Saati iki ay, günü birkaç sene hükmünde bir ömrü bâkidir (ebedî bir ömürdür).

• Orucun ekmeli (en mükemmeli) ise, mi‘de gibi bütün duyguları, gözü, kulağı, kalbi, hayalî, fikri gibi cihâzât-ı insâniyeye dahi bir nevi‘ oruç tutturmaktır. Yani muharremâttan (haram şeylerden), mâlâyâniyâttan (lüzumsuz şeylerden) çekmek ve her birisine mahsus ubudiyete (kulluğa) sevk etmektir.

• Ramazan-ı Şerifteki savm, İslâmiyetin erkân-ı hamsesinin birincilerindendir.

• Bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semerâtını kazandırabilir.

• Bu aşr-i ahir-i Ramazan’da (Ramazanın son on gününde) her gece, husûsan tek gecelerde Leyle-i Kadrin (Kadir Gecesi’nin) bulunmak ihtimalî kuvvetli olduğunu Hadîs-i Şerif fermân ediyor… O nur-ı a‘zamdan (en büyük nurdan) istifadeye çalışmak gerektir.”

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,