Tevbe kapısı

15. Sayı

“De ki: ‘Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. Azap size gelip çatmadan evvel, Rabb’inize yönelip-dönün ve O’na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.

Rabb’inizden, size indirilenin en güzeline uyun; siz hiç şuurunda değilken, azap apansız size gelip çatmadan evvel.’”

(Zümer Suresi; 53-55)

 

Ş eytan Cennette rahat içerisinde yaşarken kendisinin Cennetten çıkarılmasına sebep olarak gördüğü insanı baş düşmanı görmüş ve Kıyamete kadar onları azdırıp yoldan çıkaracağına dair yemin etmiştir.

Yegâne hedefi insanları cehenneme sürüklemek olan şeytanın çok çeşitli aldatma yolları vardır. İşte onlardan en önemlisi de insana hatasını hata olarak göstermemektir.

Ta ki insan hatasını ve günahını fark edip tevbe etmesin, şeytandan Allah’a sığınmasın. Şeytanın bu tuzağına kanan nefis bir zaman sonra kendisini kusurlardan mukaddes olarak görmeye başlar. Hata ve günahını kabullenmez işlese de bir sebebi vardır muhakkak ve nefsi onu avukat gibi müdafaaya başlar.  Nitekim Peygamber Efendimiz (asm) bir günah işlendiğinde acele tevbe edilmesi gerektiğini bizlere talim eder. Çünkü her bir günah siyah bir lekeye benzetilmiş olmakla birlikte tevbe dezenfektanıyla  temizlenmediği takdirde bu siyahlıklar kalpteki iman nuruna yer kalmayacak derecede Rahmân’ın evi olan kalbi istila eder de şeytanın talimgahı oluverir.

Ufak görerek, zararsız olduklarını düşünerek yaklaştığımız günahlar rabbimizle bir hayli açmıştır aramızı..

biz farkında olmasak da.. Böylece paslı kalplerle ibâdetin tadını alamayışımız tevbe edilmemiş günahların en tatsız bir meyvesi herhalde..

Hz. Şuayb’a (a.s.) gelen bir adamın ibretlik hali şöyle hikaye edilir: Şuayb peygamberin zamanında biri: Ben Allah’a karşı çok ayıp ve günah işledim fakat bir cezasını görmedim diyordu. Şuayb (a.s.) ona cevap olarak dedi ki: Ey aklı kıt adam senin gönlünde pas üstüne paslar var. Bu paslar senin gönül gözünü kör etmiş şu halde Allah’a sığınmaktan başka ne çare vardır? Ondan rahmet ve hid+ayet ümidinde bulunun ki kalbinizdeki pasları izale etsin. Bu sözleri Şuayb (a.s.)’dan dinleyen kişi: Günahlarımın cezasını verdiyse belirtisi nedir? diye sordu. Bu ısrarlı soru üzerine Cenab-ı Hakk Şuayb (a.s.)’a şöyle buyurdu: Ona verdiğim cezanın belirtisi şudur: İbâdet yapıyor hayırlı işlerde bulunuyor ama bir zerre tat alamıyor. Nitekim Efendimiz (a.s.) da bir hadis-i şeriflerinde “Hiç şüphesiz bakır paslandığı gibi kalpler de paslanır; o halde onu istiğfar ile parlatın.” diye buyurmaktadır.

Tevbe: Kalbin duyduğu pişmanlığın adıdır. Kullarına sınırsız merhameti olan Rabbimizin şefkatinin celbine ve affına bir vasıta olur.

İnsan hamuru acz ve fakr ile yoğrulmuş ve hatadan ve kusurdan hali olamaz elbette.  Hataların hemen peşinden ve sık sık yapılan istiğfar mü’minin günahlardan perhizini kolaylaştırır. Çünkü tevbeyle henüz günahından arınmış bir kalp aynı hataya teşebbüs ettiğinde vicdanı ona halikıyla yaptığı sözleşmeyi hatırlatıcaktır.

İnsan yüz defada aynı hataya düşse ondan başka varılacak dergah olmadığı şuuruyla yine onun bârgah-ı huzuruna el açmalı. Hatalarımızdan yılgınlık göstermeyen ne yaparsan gel affedeceğim diyen zâtın dergahından utanıp kaçmak rahmet sağnağından bir nasip alamamaktır.

Ey kıyamete değin tevbe kapısını ardına kadar açık bulunduran çok şefkatli Rabbimiz! Senin şefkat ve merhametini hakkıyla idrak edemiyoruz, zannettiğimiz kadarıyla değil bizlere sınırsız merhametinle muamelede bulun! İşte boyumuzu aşan günahlar, dağlarvari kusur ve nankörlüklerimizle huzuruna geldik. Yâ Rahmân, yâ Rahîm! Kusurumuzu afv et bizi kendine kul kabul et! Amin..

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,