On beş yaşıma geldiğimde bana dediler ki!

11. Sayı

Bir çekirdek toprak altına atılır. Ta ki çatlayıp büyüsün. Bütün istidatlarını göstersin. Bunun için de kar, kış, yağış, karanlık bir ortamda kalma, çapa, ilaçlanma gibi bir takım muamelelere maruz kalır. Bu faaliyetlerin olmasını istememek çekirdeğin içindeki bütün güzelliklerin bütün ihtişamıyla kendisini göstermesini istememek demektir. İşte o zaman bir çekirdek olarak kalmaya devam edecek. Değeri bir çekirdek kadar olacak. Belki de insanlar ona hiç kıymet vermeyecekler.

On beş yaşıma geldiğimde bana dediler ki; “Bir imtihandasın. Onun için dünyaya geldin. Kazanırsan cennet, kazanamazsan cehennem var. Oysa ki ben sınava tabi tutulmak istemiyordum. Hem ne için sınanayım ki. Allah gibi bir güç beni neden imtihan etsin. Benim cehenneme girmemle ne kazanacak. Sınavda olma fikri bana makul gelmiyor.”

Bu sözleri yakın bir zamanda tanıştığımız bir genç söyledi. Daha bunlar gibi birçok meselede tereddütleri vardı. Âhireti kabul etmiyordu.

Yaşı henüz 18. İki dil biliyor. Lise yıllarından itibaren felsefe kitapları okumuş. Şu anda ise çok güzel bir üniversitenin çok güzel bir bölümünde okuyor. Çok zeki bir öğrenci.

Namazını kılan bir annesi var. Çocuğunun itikad konusundaki fikirlerinden rahatsız olmuş. Arayış içine girmiş. Bir arkadaş tavsiyesiyle bu öğrenciyle tanıştık.

Cuma namazından sonra kendisine öğle yemeği teklif ettim. O da kabul etti. Yemekte yukarıda geçen sözleri söyledi. Gencin saygınlığını rencide etmeyip, fikirlerinden dolayı kendisini tenkit etmemem çok hoşuna gitmiş olmalı ki bunları annesiyle paylaşmış. Bu arkadaşıma söylediklerimi kısaca buraya almak istiyorum:

-Öncelikle şunu bilmeni isterim. “Bizler bu dünyaya imtihan için geldik” derken neyi kastettiğimizi iyi anlamak gerek.
Acaba sadece ‘imtihan’ için mi geldik?

Genç, biraz şaşırdı. Hayretle gözlerimin içine bakarak:
– Ama bu güne kadar herkes bana öyle söyledi. Öyleyse imtihanı nasıl anlamak lazım? dedi.

– Bu dünyaya gelmemizin hikmeti bir vazife yapmak. Bu öyle bir vazife ki içinde; ruhumuzda ekilen ve birer çekirdek halinde bulunan kabiliyetlerimizi geliştirmek ve Allah’ın isim ve sıfatlarının nakışlarını güzelce görmek, anlamak ve göstermek vardır. Kısacası buna KULLUK denir.

Bu vazifeyi layıkıyla yapabilmek için de kabiliyetlerimizin gelişeceği bir ortam gerekmektedir. Aslında senin iyi görmediğin sınav, bizi biz yapan değerlerin ortaya çıkmasını sağlayan ortamdan başka bir şey değildir. Bu kabiliyetler ancak bir hareketle, eylemle ortaya çıkar. Bunlar bir faaliyet ister. Bu hareket ise bir kısım artı ve eksilerin olmasını gerektirir. Hak-batıl, hayır-şer, iyilik-doğruluk, güzellik-çirkinlik, sıcak-soğuk vb gibi.

Mesela devlet bir kısım memurlar almaktadır. Bu memurlara verilecek vazifelere göre, onlara belirli bir takım özelikler kazandırmak için onları bir mücadele ortamına atacak. Sınava tabi tutacak. Belirli bir eğitimden geçirecek. Denilemez ki bu eğitim insanların aleyhinedir. Belki vazifeye hazırlamaktır.

Bir çekirdek toprak altına atılır. Ta ki çatlayıp büyüsün. Bütün istidatlarını göstersin. Bunun için de kar, kış, yağış, karanlık bir ortamda kalma, çapa, ilaçlanma gibi bir takım muamelelere maruz kalır. Bu faaliyetlerin olmasını istememek çekirdeğin içindeki bütün güzelliklerin bütün ihtişamıyla kendisini göstermesini istememek demektir. İşte o zaman bir çekirdek olarak kalmaya devam edecek. Değeri bir çekirdek kadar olacak. Belki de insanlar ona hiç kıymet vermeyecekler.

İşte bu örneklerde görüldüğü üzere bizlerdeki kabiliyetlerin gelişmesi, insan dedirten özeliklerin kazanılması için bir faaliyet ortamı, bir eğitim yeri olmalı. “Ben bunları istemiyorum” demek “kabiliyetlerimin gelişmesini istemiyorum” demektir. Yani “hiçbir şeyi bilmeyen, görmeyen birisi olmak istiyorum” demektir. Böyle bir varlığa zaten ihtiyaç da yoktur.

Acaba düşmekten korkan bir bebek hiç yürümezse, yürümeyi öğrenebilir mi? Yanlış, eksik konuşurum, alaya alınırım düşüncesiyle hiç konuşmayan, konuşulmayan bir çocuk nasıl konuşmayı öğrenir?

Allah insanları yalnızca imtihan etmek için dünyaya göndermemiş. Belki insanlarda bulunan cevheri ortaya çıkarmak, onlara layık bir suret vermek, hakiki bir insan olmak için bu faaliyet ortamını bizler için hazırlamış. İŞTE BU FAALİYET ORTAMININ ADI İMTİHAN. Bu ise bizim aleyhimize değil, lehimizedir.

Küçük bir ayrıntı daha var. Hayatlarını suiistimal edip bir kısım sıkıntıya girmiş insanların sözleri bu konuda geçersizdir. Çünkü bunlar sıkıntının, ızdırabın konuşturmasıyla konuşurlar.

Sonuç olarak bu sınavı istememek, insan olmayı reddetmek demektir. Âlemin küçük bir modeli hükmünde olan insanın bütün kazanımlarına karşı çıkmak demektir.

Birkaç oturumdan sonra, genç arkadaşım Cuma namazlarına başladı. Şimdi de beş vakit namaza devam ediyor elhamdülillah.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,